00:00Merhaba, bugün A. Yağmur Tunalı'nın o çok konuşulan ezber bozan makalesini inceleyeceğiz.
00:05Konumuz devlet haklı ve yönetim felsefesi ama öyle sıkıcı ders kitaplarındaki gibi değil.
00:11Aksine kökleri yüzyıllar öncesine uzanan ama bugünün tartışmalarına bile adeta ayna tutan çok güçlü bir argüman var masamızda.
00:19Hadi hiç vakit kaybetmeden doğrudan konuya girelim.
00:21Şöyle bir düşünün, bir imparatorluk her kültürü kucaklayıp herkesi bağrına basıp ama iş gücü ve yönetimi paylaşmaya gelince orada dur
00:29diyebilir mi?
00:30Aslında Tunalı, Türk devletinin tüm tarihi ve felsefi altyapısını tam olarak bu inanılmaz paradoks üzerinde kuruyor.
00:37Bir tarafta muazzam bir kapsayıcılık, diğer tarafta ise egemenlik konusunda asla taviz vermeyen bir teknik.
00:43Bugün yazarın bu iddiayı nasıl adım adım kanıtladığını beraber inceleyeceğiz.
00:47Bu derin mevzuyu gerçekten kavrayabilmek için yol haritamızı beş adıma böldük.
00:52Önce birinci bölüm emperyal karakter, sonra ikinci bölüm Türk ve Batı emperyalizmi, ardından üç kurucunun yükü, dört hoşgörünün tarihsel kanıtı
01:04ve en son işin kalbi olan beşinci bölüm paylaşılmayan güç kuralı.
01:09Kavramlardan başlayıp tarihteki somut olaylara bakacak, oradan da günümüze geleceğiz.
01:14Birinci bölüm emperyal karakter, yani Türk devlet aklının o temel tanımı.
01:21Tunağlı diyor ki, meseleyi anlamak için her şeyden önce tarihin laboratuvarına inmeliyiz.
01:26Ve bu laboratuara girdiğimizde yazarın iddiasına göre Türklerin doğuştan gelen çok derin bir emperyal karaktere sahip olduğunu görüyoruz.
01:35Ne demek bu? Yani o meşhur tabirle yetmiş iki buçuk milleti bir arada tutuyorsunuz, sıfır ayrımcılık yapıyorsunuz, asimilasyonu değil entegrasyonu
01:45seçiyorsunuz ve kararlarınızı tamamen hakka, hukuka dayandırıyorsunuz.
01:49Ama durun, asıl can alıcı nokta şu.
01:51Tüm bu cömert sistemin işlemesi için devleti kuran ana unsur her zaman ama her zaman kendinden feda ediyor.
01:59İkinci bölüm, Türk ve Batı emperyalizm arasındaki o keskin zıtlık.
02:03Makale tam bu noktada çok net bir çizgi çekiyor.
02:07Biliyorsunuz Batı tarzı emperyalizm genelde nasıldır?
02:11Giderler, sömürgeler kurarlar, yerel halkları köleleştirip bütün kaynakları sömürürler.
02:16Ancak Tunalı'ya göre Türk yaklaşımı bunun tam tersiydi.
02:20Gittiği coğrafyalardaki insanları kendi sisteminin içine entegre ediyor, oraları yaşanabilir alanlara dönüştürüp bünyesine katıyor.
02:27Yani sömürmek için değil, insanca bir yönetim kurmak için oralarda.
02:31Üçüncü bölüm, kurucunun yükü.
02:34Yani bu devasa yapıyı yönetmenin o ağır bedeli.
02:38Şimdi, herkesi kucaklayan bu sistem kulağa harika geliyor değil mi?
02:42Fakat bu iş bedava olmuyor.
02:44Yazar diyor ki, bu inanılmaz hoşgörünün faturası doğrudan devletin kurucu unsuruna, yani Türklere kesilmiştir.
02:51Makaledeki o en sarsıcı cümleyi aynen aktarıyorum.
02:55Türk devletleri yönettikleri diğer unsurları değil, Türkleri yormuş ve üzmüştür.
03:01Yani devlet sırf herkes bir arada huzurla yaşasın diye en büyük fedakarlığı hep kendi vatandaşından, ana unsurdan beklemiş.
03:09Yazlar bunu öyle havada da bırakmıyor, tarihten çok ilginç, biraz da trajikomik bir örnek veriyor.
03:15Osmanlı döneminde Üsküp'te halk, valinin kötü yönetiminden yaka silkip ayaklanıyor.
03:20İstanbul hemen, eyvah Arnavutlar isyan etti, ortalık karışmasın diyerek ikna için bir heyet gönderiyor.
03:25Ama heyet gidip bir bakıyor ki isyan edenler Arnavut falan değil, basbayağı Türk.
03:30Peki ne yapıyorlar dersiniz?
03:32Şikayetleri dinlemek hak getire, biz de size Arnavut zannetmiştik, hadi çekilin oradan deyip isyancıları kelimenin tam anlamıyla kovuyorlar.
03:39Düşünebiliyor musunuz?
03:40Sırf devleti ayakta tutan asıl unsur oldukları için kendi hak arayışları o an devletin çıkarları uğruna yok sayılıyor.
03:47Peki neden sürekli bir fedakarlık?
03:50Tunalı, edebiyatımızın usta ismi Yahya Kemal'in 1921 yılındaki bir tespitini hatırlatıyor bize.
03:58İmparatorluk içindeki o farklı kültürleri, etnik yapıları bir arada tutan tek şey, işte o kendini feda eden Türk mayasıydı diyor.
04:06Yani yazar şuna dikkat çekiyor, o maya sistemden bir kez çekildiğinde Balkanlarda ve Orta Doğu'da gördüğümüz o çil yavrusu gibi
04:15dağılma ve kaos yaşandı.
04:17Tarih bu tezi bizzat ispatladı.
04:19Dördüncü bölüm, Hoşgörü'nün tarihsel kanıtı.
04:22Peki bu gücün sınırları gerçekten ne kadar derindi?
04:26Bu sistemin sadece anlık bir politika değil, çok derin bir felsefesi olduğunu görmek için Osmanlı'nın en kudretli hatta en
04:33sert figürlerinden birine Yavuz Sultan Selim'e gidelim.
04:36Yavuz, o muazzam gücüyle Balkanları kılıç zoruyla İslamlaştırma fikrini dönemin Şeyhülislam'ı Zembilli Ali Efendi'ye açıyor.
04:44Karşılığında aldığı cevap son derece net ve tavizsiz.
04:48Hayır, yapamazsın.
04:49Dinde zorlama yoktur.
04:51Ve padişah, o mutlak gücünün zirvesinde olmasına rağmen bu hukuki ve dini engele boyun eğiyor.
04:57Buradaki asıl vurucu detay şu, Tunalı, makalesinde bunun tarihte bilinen tek zorla asimilasyon veya din değiştirme girişimi olduğunu üstüne basa
05:06basa söylüyor.
05:07Ve o da sadece düşünce aşamasında kalıp eyleme bile geçmeden reddedilmiş.
05:12Yani yazar demek istiyor ki, Türk devlet geleneği en güçlü olduğu zamanlarda bile Batı'nın aksine asimilasyon taktiklerini yapısal olarak
05:21kesinlikle reddetmiştir.
05:22Beşinci ve son bölümümüz, Paylaşılmayan Güç Kuralı.
05:26İşin asıl felsefesi
05:28İşte geldik makalenin can damarına.
05:31Her şeyi kucaklayan, asimilasyonu reddeden, hatta devleti yaşatmak için kendi kurucusunu bile feda edebilen bu eşsiz sistemin.
05:38Asla ama asla esnemeyen çelikten bir kuralı var.
05:41Devlet ortak kabul etmez.
05:43Tunalı'nın analizine göre bu devlet size her şeyi verebilir.
05:46Hak verebilir, özgürlük verebilir, sizi koruyup kollayabilir.
05:49Ama egemenliğini, yani o yönetme yetkisini hiçbir şart altında sizinle paylaşmaz.
05:54Egemenliğin bölünmesi ya da çok başlılık mutlak surette kapalı bir kapıdır.
05:58Yazar bu çekirdek felsefeyi anlatırken o kadar sert, o kadar geleneksel bir benzetme kullanıyor ki unutmak imkansız.
06:06Bir evde iki kadınla düzen olmayacağı gibi devletle de çift veya çok başlılıkla düzel kalmaz diyor.
06:12Yani yazarın argümanı çok net.
06:14Merkezi gücü bölmeye veya devlete yeni bir ortak çıkarmaya kalkıştığınız an,
06:19sistem bunu doğrudan devletin varlığına, kendi canına kastedilmiş bir hamle olarak görür ve ona göre tepki verir.
06:25Peki ama tüm bu çizdiğimiz çerçeveyi bugüne nasıl bağlayacağız?
06:31Eğer yazarın anlattığı gibi bu sistem tam bin yıl boyunca farklı insanları bu kadar büyük bir uyum ve hoşgörüyle bir
06:38arada tuttuysa,
06:39ne oldu da bugün egemenlik paylaşımını, bu modern gerilimleri konuşur hale geldik?
06:44Neydi değişen?
06:45Tunalı bu soruya cevap verirken günümüz siyasetinden hepimizin çok iyi bildiği bir isimden Kürt siyasetçi Ahmet Türk'ün ailesinden inanılmaz
06:53çarpıcı bir örnek veriyor.
06:54Düşünün ki bu ailenin ataları bin yıl boyunca o sistemin içinde o kadar büyük bir aidiyetle o kadar uyum içinde
07:01yaşamışlar ki
07:02tamamen kendi rızalarıyla gururla gidip Türk soyadını almışlar.
07:06Dahası ailedeki bir üvey anneye harfiyen Türkiye ismini vermişler.
07:11Bu devlete duyulan muazzam bir bağlılığın bütünleşmenin göstergesi.
07:15O halde o büyük uyumdan bugünkü bölünme tartışmalarına nasıl geldik, Tunalı'nın teşkisi çok keskin.
07:21Ona göre devlete ortak olma veya egemenliği paylaşma isteği aslında içeriden doğal bir şekilde doğan bir talep falan değil.
07:29Tam aksine bu durum son 150 yıldır o bin yıllık entegrasyonu bozmak için uğraşan,
07:35akıntıyı tersine çevirmeye çalışan çok yönlü bir batı kışkırtmasının sonucudur.
07:39Yani yazar diyor ki bugün yaşadığımız gerilimler dış müdahalelerin bir ürünü.
07:44Ve bu derin incelememizi bitirirken sizi makalenin tam kalbinden çıkan o can alıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:53A.
07:53Yağmur Tunalı'nın o güçlü argümanlarını gördük.
07:56Devleti kuran olmaya, egemenliğin paylaşılmasını varoluşsal bir yok oluş olarak görüyor ve şiddetle reddediyor.
08:02Peki, eğer devlet ortak kabul etmez tezi hala o zihinlerin derinliklerinde geçerliyse,
08:08modern Türkiye yüzlerce yıllık bu tavizsiz geleneğiyle bugünün güç paylaşımı ve bölünme baskılarını ileride nasıl bir dengeye oturtacak?
08:17Belli ki bu sadece geçmişin değil, yarının da en hayati sorusu olmaya devam edecek.
08:22Vaktinizi ayırıp bu kavramsal yolculukta bana katıldığınız için teşekkür ederim.
08:26Umarım sizin için de ufuk açıcı olmuştur.
08:28Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
Yorumlar