Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 22 saat önce
Bu makale, Batı Azerbaycan topraklarındaki tarihi yer adlarının edebi eserler ve halk edebiyatı örneklerindeki yansımalarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. İrevan, Göyçe, Zengezur ve Dereleyez gibi bölgelerin kadim Azerbaycan Türklerine ait olduğu, onomastik birimler ve dil bilimsel analizler aracılığıyla kanıtlanmaktadır. Metin, bölgedeki yer adlarının tarihsel süreçte uğradığı değişimleri ele alırken, bu coğrafi kimliğin türkülerde, şiirlerde ve destanlarda nasıl korunduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca Arpa Tepesi ve Ağbaba gibi toponimlerin kökenleri, kültürel miras ve milli bellek perspektifinden detaylandırılmaktadır. Sonuç olarak çalışma, coğrafi adların sadece birer isim değil, aynı zamanda o toprakların tarihi ve etnik aidiyetini belgeleyen sarsılmaz kanıtlar olduğunu savunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün elimizde kerimenin tam anlamıyla ufuk açıcı bir araştırma var.
00:04Araştırmacı Ayten Ahmetova'nın kaleme aldığı, Batı Azerbaycan yer adlarının edebi eserlerdeki izini süren o büyüleyici akademik makaleyi detaylıca inceleyeceğiz.
00:13Şunu en baştan belirteyim, bugün konuşacağımız tüm bulgular, etimolojik analizler ve tarih iddialar tamamen Sayın Ahmetova'nın araştırmasına ait.
00:20Bizim buradaki amacımız haritaların çok daha ötesine geçen bu edebi kazı çalışmasını tamamen tarafsız bir gözle birlikte keşfetmek.
00:28Hadi başlayalım.
00:28Tamam önce şu temel kavramla yani toponim veya diğer adıyla onomastik birimle bir giriş yapalım.
00:34En basit haliyle bu bir yer ismidir.
00:37Ama araştırmacı Ahmetova'nın makalesinde altını çizdiği çok kilit bir nokta var.
00:41Toponimler harita üzerindeki o sıradan etiketlerden çok ama çok daha fazlası.
00:46Aslında onlar siyasi yapılar çökse, sınır çizgileri tamamen değişse bile bir bölgenin kültürel ve tarihi kimliğini sımsıkı koruyan birer ayak
00:55izi.
00:56Edebiyatın o eski geçmişi bürokrasiden nasıl fersah fersah daha iyi sakladığına inanamayacaksınız.
01:02Peki şöyle bir beyin fırtınası yapalım.
01:05Bir yerin adı haritadan tamamen kazınırcasına silindikten sonra o yer gerçekten nasıl hayatta kalır?
01:12Sınırlar yeniden çizildiğinde, resmi isimler bir çırpıda değiştirildiğinde o bölgenin ruhu nereye uçar gider?
01:18İşte bugünkü incelememizin tam kalbinde bu soru atıyor.
01:22Bir kültürün devasa jeopolitik depremlerden bile nasıl daha uzun ömürlü olabildiğini görmek gerçekten inanılmaz bir deneyim.
01:30Birinci bölüm zaman kapsülü olarak toponimler.
01:33Ayten Emedova'nın bu makalesi aslında adeta bir dil bilim ve kültür kazısı niteliğinde.
01:38Yazarın araştırmasında sunduğu verilere baktığımızda İrevan, Gölçe, Karakilise ve Dereleyez gibi orijinal kabul edilen yer adlarının karşısında Yerevan, Sevan, Sisyan
01:49ve Vajotzor gibi idari olarak sonradan benimsenmiş yeni isimleri görüyoruz.
01:54Araştırmacı bu bölgelerin tamamen idari kararlarla yeniden isimlendirildiğine dikkat çekiyor.
01:59Çalışmasının temel argümanı da tam olarak bu, bürokrasinin bu isim değiştirme çabaları, edebiyatın o sarsılmaz hafızası sayesinde nasıl boşa çıkıyor,
02:08biz de şimdi yazarın bu verileri ışığında o hafızanın izini süreceğiz.
02:11İkinci bölüme geçiyoruz, İrevan'ın etimolojisi.
02:15Şimdi yazarın rehberliğinde bu bölgenin tarihi köklerinin ne kadar derinlere, asırlar öncesine dayandığına yakından bakacağız.
02:22Bu ismin tarihsel evrimi inanılmaz bir kronoloji sunuyor.
02:26Araştırmaya göre her şey M.Ö. 782 yılında Erebuni Kalesi'nin inşasıyla başlıyor.
02:32Düşünebiliyor musunuz?
02:33Sonra M.Ö. 607 yılını atlıyoruz, Alban Katolikosu'nun Kojik ve David isimli İrevan temsilcileriyle yaptığı tarihi taplantı kayıtlarına geçiyor.
02:43Ve nihalet 18. yüzyılda hepimizin bildiği İrevan Hanlığı'nın siyasi merkezi olmasına kadar uzanıyor.
02:49Bir ismin binlerce yıl içinde geçirdiği bu evrime tanık olmak cidden büyüleyici.
02:54Peki işin mutfağında yani bu kelimenin dil bilimsel matematiğinde ne var?
02:59Araştırmacı Türk Urartu kaynaklarına dayanarak bu ismi adeta bir cerrah gibi parçalara ayırıyor.
03:05İlk kökümüz ir yani erkek, yiğit veya kahraman demek.
03:09İkinci kök ise ebani veya avan bu da ülke, yer ya da oba anlamına geliyor.
03:14İkisini yan yana koyduğumuzda ortaya o muazzam anlam çıkıyor, yiğitler ülkesi.
03:19Yazar burada şahane bir detaya daha değiniyor, o da şu.
03:22Kitab-ı Dede Korkuk'taki o meşhur Kadim Eren kelimesi de tam olarak bu kahramanlık temalı kökten türemiş.
03:28İşte tam da bu noktada o soğuk, resmi belgelerden çıkıp edebiyatın, türkülerin o sımsıcak dünyasına dalıyoruz.
03:37Cabbar Karyağdoğlu'na ait o meşhur dizede olduğu gibi, İrevan'da hal kalmadı, o hal ne haldir yüze dizdirmişsin.
03:45Araştırmada sunulan bu halk şarkısı, topunimlerin sıradan halkın dilinde sevda türkülerinde nasıl dipdiri yaşamaya devam ettiğine dair en çarpıcı birincil
03:55edebi kanıtlardan biri.
03:56Ama asıl tüyler ürpertici detay burada saklı.
04:00Araştırmacı Ehmedova, bu şarkının ağızdan ağızla dolaşan alternatif bir versiyonu daha olduğunu belirtiyor, İrevan'da han kalmadı.
04:08Dikkatinizi çekerim, hal kelimesinin sadece tek bir harf değişimiyle han olması, sözlü geleneği bir anda İrevan hanlığının çöküşünü,
04:18o yaşanan büyük acıları ve ardından gelen devasa göçleri anlatan canlı bir arşive dönüştürüyor.
04:23Sadece tek bir harf, koca bir tarihi hüznü omuzluyor. İnanılmaz değil mi?
04:28Üçüncü bölüm, Gölçe ve Zengezur.
04:31Şimdi yönümüzü makalede çok detaylı analiz edilen bu iki hayati bölgeye çeviriyoruz.
04:37Bakalım araştırmacı bu topraklar için ne gibi sırlar ortaya döküyor.
04:41Efsanevi halk Ozan'ı, Aşık Alesker'in şu meşhur dizesini lütfen paha biçilemez bir müze eseri gibi düşünün.
04:48Adım Alesker'dir, aslım Gölçeli.
04:51Sadece birkaç kelime ama etkisi muazzam.
04:54Ozan'ın sanatı aracılığıyla kendi kökenini ve bölgesinin o orjinal adını,
04:59değişen tüm rüzgarlara inat nasıl büyük bir gururla koruduğunu çok net görebiliyoruz.
05:03Peki Gölçe kelimesinin etimolojik anatomisi bize ne fısıldıyor?
05:08Kök kelime göy.
05:10Hepimizin bildiği o mavi, yeşil veya engin gökyüzü anlamlarını taşıyor.
05:15Sonuna gelen çağ eki ise ona net bir aidiyet, bir bağlam katıyor.
05:20Makaleye göre bu isim tam da o bölgede bolca yetişen böyle mavi yeşil tonlarındaki gövem yani erik türünden geliyor.
05:27Hatta araştırmacı çok dokunaklı bir not düşmüş.
05:3019. yüzyılda bu topraklardan göç etmek zorunda kalan insanlar,
05:33o hatıraları yaşatmak için gaza bölgesinde sıfırdan kurdukları Yeniköy'e hiç düşünmeden Gölçeli adını vermişler.
05:40Hafıza böyle bir şey işte.
05:427.448
05:44Sadece bir sayı gibi duruyor ama öyle değil.
05:46Bu sayı, çalışmanın sadece tozlu sayfalarla değil, bizzat bugünün dünyasıyla da bağını kuruyor.
05:52Yazar makalesinde, Temuz 2021'de kurulan Doğu Zengezur Ekonomik Bölgesi'nin tam 7.448 km2'lik devasa bir alanı kapsadığını hatırlatıyor.
06:02Yani geçmişin o köklü isimleri, modern yönetimlerin idari haritalarında nefes almaya devam ediyor.
06:08Zengezur adının, halkın o derin duygusal hafızasına nasıl kazındığını bir başka türküyle görelim,
06:14Zengezur'dan Nahçıvan'ına gidelim piyade.
06:16Bu dizeler, inanın bana, radyoda çalan basit şarkı sözleri değil,
06:20ismin kültürel bilince, ninnilere, masallara ve o yıkılmaz sözlü geleneğe ne kadar sarsılmaz bir şekilde kök saldığının kapı gibi kanıtıdır.
06:28Şimdi işin asıl ilginç kısmına geliyoruz.
06:31Araştırmacıların Zengezur kelimesinin etimolojisini nasıl çözdüğüne.
06:35Bu aslında birleşik bir kelime.
06:37Birinci kök zenk veya senk, taş, kaya anlamlarına gelirken bizzat tarihi zengi boyuna da işaret ediyor.
06:44İkinci kök olan zur veya sursa uçurum, dere ya da uzunluk anlamında kullanılıyor.
06:49Yani bu iki kökü birleştirdiğinizde zengi boyunun deresi veya zengi uçurumu gibi gerçekten muazzam, çok görkemli bir coğrafi tasvir ortaya
06:58çıkıyor.
06:58Dördüncü bölüm, isimlerdeki doğa.
07:01Şimdi, o çetin bölge coğrafyasının ve yerel ekolojinin bu kadim isimlerin tam içine nasıl kodlandığına bakıyoruz.
07:08Çünkü dağlar ve vadiler sadece etrafımızı sarıp bizi izlemez.
07:13Biz konuştukça dilimizin tam kalbine işler.
07:16Tıpkı şair Mahire Nağkızı'nın şu Yürekburkan dizilerinde hissettiğimiz gibi,
07:21Dereley'e şenliği, göyçe, ağababa, o şanlı yurtların boşaldı bir bir,
07:26yazarın makalesinde özenle yer verdiği bu şiir,
07:30Dereleyez ve ağababa gibi o eşsiz doğal bölgeleri duyulan,
07:34asla bitmek bilmeyen duygusal hasreti ve aidiyet hissini bize çok net, çok çarpıcı bir şekilde aktarıyor.
07:40Makaledeki etimolojik incelemeyi temel alarak,
07:43Dereleyez isminin kökenini tarafsızca parçalara ayırdığımızda, tablo çok net.
07:47İlk kelime olan dere zaten bildiğimiz vadi anlamına geliyor.
07:50İkinci kelime, eleyaz veya alagöz ise köklü bir Türk boyunun adı.
07:54İkisini birleştirince bölge, doğrudan alagöz halkının vadisi olarak tanımlanıyor.
07:59Ayrıca araştırmacılar, bölge insanının tarih boyunca alagözlü olarak anıldığını da,
08:04o tarihi belgelere ufak ama önemli bir not olarak düşmüşler.
08:07Peki ya Ağbaba bu isim nereden geliyor dersiniz?
08:10İşte burada beni gerçekten şaşırtan bir detay var.
08:13Araştırmaya göre Ağbaba bölgesi ismini heybetli bir dağdan ya da gürür gürür akan bir nehirden almıyor.
08:19Bizzat belirli bir kartal türünden yani Ağbaba kuşundan alıyor.
08:23Ve işin asıl vurucu tarafı, bu kuş Oğuz Türklerinin en eski, en saygı duyulan totemlerinden biri.
08:29Demek ki neymiş, toponimler bize sadece fiziksel coğrafyayı değil,
08:33atalarımızın o kadim inans sistemlerini de ayna gibi yansıtıyormuş.
08:37Bu ismin bölge coğrafyasına nasıl kök saldığına, nasıl yayıldığına bir bakar mısınız?
08:42Göydağ, Tayakaya, Kısırdağ, Keçeldağ, Nahuşdağ.
08:46Araştırmacı Ahmedova, dağ silsilesindeki bu isimleri ardı ardına sıralayarak,
08:51bir kültürün doğanın o sert yüzü üzerinde bıraktığı kalıcı ve yoğun linguistik ayak izlerini kelimenin tam anlamıyla gözler önüne seriyor.
09:00Dağlara kazınmış bir imza gibi.
09:02Aynı yoğunluğu, hatta belki daha fazlasını Arpa kökünde de görüyoruz.
09:07Yazar, Ali Veliyev'in eserinde geçen Arpa tepesine atıfta bulunuyor ve bu tek kelimenin coğrafyayı nasıl bir ağ gibi sardığını
09:14mükemmel bir şekilde örneklendiriyor.
09:16Arpa çay, arpa dere, arpa düzü, arpa gedik, arpa bulak.
09:21Sadece tek bir su veya bitki kökünün, toprağı ve suyun nasıl ardı ardına damgaladığını, dilin coğrafyayı nasıl sarıp sarmaladığını inkar
09:29edilemez bir şekilde görüyoruz.
09:31Ve geldik son bölüme.
09:33Beşinci bölüm, Folklorun Gücü.
09:35Kültürün o muazzam direncine ve edebiyatın koruyucu zırhına dair yazarın kapsayıcı tezini artık toparlıyoruz.
09:42Yani aslında en can alıcı, en kritik nokta şu.
09:45Araştırmacı makalesinde çok temel ve sarsıcı bir tezi savunuyor.
09:49Diyor ki,
09:50jeopolitik güçler sınırları istedikleri gibi değiştirebilir,
09:54resmi kayıtlardaki o eski isimleri silebilir,
09:57yenilerini yazabilirler.
09:58Ancak edebiyat, şiirler, dilden dile dolaşan türküler
10:02ve o devasa sözlü gelenek,
10:04bütün bu silinme çabalarına karşı asla ama asla yok edilemez,
10:08kurşun geçirmez kültürel arşivler olarak dimdik ayakta kalır.
10:12Siyasetin bir imzayla sildiğini sanat,
10:15sonsuza dek hafızasında tutar.
10:17İncelememizi,
10:17makalenin zihnimizde açtığı bu pencereden yola çıkarak
10:21gerçekten üzerine düşünmeye değer o kışkırdıcı soruyla bitirelim.
10:25Haritalardaki çizgiler defalarca yeniden çizilebilse de
10:29bir kültür, şarkıları söylenmeye, şiirleri okunmaya devam ettikçe
10:33yeryüzünden gerçekten tamamen silinebilir mi?
10:37Tarih ve dil bilimin kesiştiği bu nokta
10:39edebiyatın ne kadar sarsılmaz bir kalkan olduğunu bize fazlasıyla kanıtlıyor.
10:43Bu araştırmayı birlikte keşfettiğimiz için çok teşekkür ederim.
10:47Bir sonraki analizimizde yeni bir araştırmada görüşmek üzere.
10:50Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen