Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 19 saat önce
Dr. Alper Sezener tarafından kaleme alınan bu metin, iktidarın sanatçıları susturma yöntemlerini fiziksel baskıdan ziyade itibarsızlaştırma ve toplumsal dışlama üzerinden analiz etmektedir. Yazar, sanatçıların eserlerinden ziyade karakterlerinin hedef alınarak kamuoyu nezdinde marjinalleştirildiğini ve bu sayede sansürün toplumsal bir reflekse dönüştüğünü savunmaktadır. Metinde, Dalton Trumbo’nun Hollywood kara listesine karşı verdiği mücadele merkezine alınarak Nâzım Hikmet’ten Milan Kundera’ya kadar pek çok ismin yaşadığı evrensel baskı mekanizmaları örneklendirilmektedir. Sanatın, iktidarın resmi anlatısına karşı alternatif bir hafıza oluşturma gücü vurgulanırken, otoriter yapıların asıl korkusunun sanatın bireyler üzerindeki dönüştürücü etkisi olduğu belirtilmektedir. Nihayetinde makale, siyasi arşivlerin geçiciliğine karşın sanatın ve toplumsal hafızanın kalıcılığını zarif bir dille ortaya koymaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün Dr. Alper Sezener'in o sarsıcı analizine yakından bakıyoruz.
00:05Baskıcı sistemlerin muhalif seslerin nasıl sistematik olarak susturmaya çalıştığını inceleyeceğiz.
00:10İktidar ve sanat arasındaki o bitmek bilmeyen gerilim, sansürün görünmez yüzü ve hafızanın gücü.
00:16Hazırsanız bu derin analize hemen dalalım.
00:19Şimdi size bir soru.
00:21Bir sanatçıyı susturmanın en etkili yolu nedir?
00:24Aklınıza hemen hapsatmak geliyor değil mi?
00:26Çok normal ama Dr. Sezener'in tezine göre hapishane aslında en kaba, en gürültülü ve inanır mısınız en etkisiz yöntem.
00:34E peki hapis işe yaramıyorsa otorite o sinsi mekanizmayı nasıl çalıştırıyor?
00:39İlk durağımız baskının o görünmeyen gerçek yüzü.
00:43Sessiz ve çok daha derin bir mekanizma bu.
00:46Şöyle düşünün, birini fiziksel olarak hapse attığınızda bu gürültülü bir streçtir.
00:51Dikkat çeker, tepki toplar, kapınıza polis dayanırsa bunu bütün mahalle duyar değil mi?
00:56Ama telefonunuzun çalmaması hiçbir ses çıkarmaz.
01:01İşte asıl susturulma tam olarak burada.
01:04İtibarsızlaştırmayla başlıyor.
01:06Yani adınızın o prestiji festival programlarından bir anda silinmesi,
01:10yayın evinizin yeni dosyanızı artık sormaması,
01:13ya da eski dostlarınızın sizinle aynı fotoğrafta görünmekten köşe bucak kaçması,
01:18size kimse susturuldun demez.
01:20Toplum yavaş yavaş sizin yokluğunuza alıştırılır.
01:23Eseriniz ortadan kaybolur, siz adeta bir vitrine kilitlenirsiniz.
01:27Çok daha kalıcı bir ceza, öyle değil mi?
01:30Buradan ikinci başlığımıza toplumun bizzat bir sansür kuruluna dönüşmesine geçiyoruz.
01:36İnanılmaz bulaşıcı bir refleks.
01:38Aslında kalabalıklar tarihin en eski sansür kuruludur.
01:41Kara listeler o resmi binalardan çok önce sokaktaki insanların zihninde yazılır.
01:46Sistem üç tıkır tıkır işleyen adımla ilerler.
01:49Bir, sanatçının ismi kasten hedef gösterilerek dolaşıma sokulur.
01:53İki, o isme özenle seçilmiş bazı sıfatlar yapıştırılır.
01:56Ve üç, ki en tehlikelisi budur, eser tamamen unutulur,
01:59sadece sanatçının karakteri tartışılmaya başlanır.
02:02Yani tartışma bir anda estetikten çıkar, ahlak ve kimlik eksenine kayar.
02:06Otoritenin dili nasıl bir silaha dönüştürdüğüne bakın.
02:09Vatan haini, sapkın, elit, halk düşmanı, inançsız.
02:14Yani her çağ aslında kendi sözlüğünü yaratıyor.
02:18Kelimeler değişiyor ama şablon hep aynı kalıyor.
02:21Buradaki asıl numarayı biliyor musunuz?
02:23İktidarların en büyük başarısı o sesi kısmak değil.
02:26Asıl başarı, o sanatçıyı yeniden tanımlayıp,
02:30bu susturmayı halkın gözünde meşrulaştırmaktır.
02:33Bu sıfatlar yapıştığında,
02:34toplum ya biz bu insanı haksız yere susturuyoruz demez,
02:38ona hak ettiği cezayı verdiklerini düşünür.
02:41Seyirci sırtını döner,
02:42meslektaşlar susar.
02:43Çünkü sessizlik ve dışlanma korkusu,
02:46gerçekten virüs gibi bulaşıcıdır.
02:48Peki bu pratikte nasıl yaşanıyor?
02:50Gelin üçüncü bölümümüze,
02:521947 Hollywood'una ve
02:53ünlü Trambo vakasına uzanalım.
02:55Ünlü senarist Dalton Trumbo'yu ele alalım.
02:581947'de komite önüne çıkarıldı,
03:00dostlarını gammazlamadı.
03:01Yani susmayanlardan oldu ve haliyle hapse girdi.
03:04Ama dikkat edin,
03:05asıl cezası cezaevinden çıkınca başladı.
03:09İtibarsızlaştırma tam orada devreye girdi.
03:11İş bulamadı,
03:12artık kendi adıyla tek satır yazamaz hale geldi.
03:14Düşünsenize kendi yazdığınız senaryolarla,
03:16bambaşka sahte isimler altında Oscar ödülleri kazanıyorsunuz.
03:20Kalem elinden alınamadı belki,
03:21ama adı, kimliği gasp edildi.
03:23Trumbo için asıl hapis o demir parmaklıklar değil,
03:26adının toplumdan, jeneriklerden silinmesiydi.
03:29Açıkçası bu süreci anlamak için
03:322015 yapımı Trumbo filmi
03:34inanılmaz bir hafıza aracıdır.
03:36Sadece bir senaristin hayatını izlemiyorsunuz orada.
03:39Korkunun gündelik hayatta
03:41nasıl normalleştiğini görüyorsunuz.
03:43Meslektaşların birbirinden nasıl buz gibi uzaklaştığını,
03:47dışlanmanın ofis sohbetlerine,
03:49kahve molalarına kadar nasıl sinsice sızdığını izliyorsunuz.
03:52Sansür mekanizmasının sıradanlaşmasını anlamak için
03:56gerçekten kusursuz bir örnek.
03:58Dördüncü bölümde göreceğiz ki,
04:00bu sadece belli bir döneme veya ülkeye özgü değil.
04:03Bu, evrensel bir yalnızlaştırma şablonu.
04:06Tabloya bir bakın.
04:07Nazım Hikmet,
04:09yıllarını cezaevinde geçirdi ve vatandaşlıktan atıldı.
04:12Şili'de Victor Gera,
04:13faşist rejim bir daha gitar çalamasın diye ellerini kırdı.
04:17Stefan Zweig'in,
04:18o güzelim kitapları meydanlarda ateşe verildi,
04:20ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
04:22İspanya'da Federico Garcia Lorca,
04:25Franco rejimi tarafından,
04:26gencecik yaşta 38'inde kurşuna dizildi.
04:29Öte yanda,
04:30Komünist Rusya'da,
04:31Bulgakov'un oyunları yasaklandı,
04:33onu devlet eliyle asistan yapıp,
04:35bir nevi evcilleştirmeye çalıştılar.
04:37Ya da Milan Kundera,
04:38vatandaşlıktan atılıp,
04:40eserleri yok sayıldı.
04:41Yani coğrafyalar değişiyor,
04:43bayraklar,
04:43rejimler,
04:44aşırı sağdan aşırı sola savruluyor,
04:46ama fark etmez.
04:47Otoritenin sanatçıyı önce yapayalnız bırakıp,
04:50sonra susturma arzusu evrenseldir,
04:53milim şaşmaz.
04:54Beşinci başlığımız bizi o kilit soruya getiriyor,
04:58iyi de güç sahipleri sanattan neden bu kadar korkar?
05:01Çünkü,
05:02aslında otoriteler,
05:04sanatçının şahsından,
05:05etinden,
05:06kemiğinden korkmaz.
05:07Onların uykusunu kaçıran şey,
05:09sanatın o resmi hikayeye rakip olan,
05:12başka hikayeler fısıldayabilme gücüdür.
05:14Yani bir ressam tehlikeli değildir.
05:17Tehlikeli olan,
05:17insanların o tabloya bakıp,
05:19farklı bir dünyanın mümkün olduğunu hissetmeleridir.
05:22Ya da bir sanatçı,
05:23binlerce insanın aynı stadyunda,
05:26aynı şarkıyı bağırarak söyleyip,
05:28biz yalnız değiliz hissine kapılması,
05:30asıl korkulan şeydir.
05:31Sanat her zaman başka bir alternatifin var olduğunu söyler.
05:35İşte insanın dünyaya bakışını değiştirebilme ihtimali,
05:38iktidarların en büyük kabusudur.
05:41Ve geldik 6. son bölümümüze.
05:43İktidarın arşivi ile sanatın hafızası arasındaki o tarihi savaşa.
05:48Aslında bu ayrım,
05:50Dr. Sezener'in analizinin tam kalbi.
05:52Bakın, bir tarafta iktidarın arşivi durur.
05:55Orada yargı kararları,
05:57mahkeme tutanakları,
05:58bitmek bilmeyen yasaklar vardır.
05:59Ama zaman geçer,
06:01devran döner,
06:02o kocaman soruşturma dosyaları sararır,
06:04kağıtlar un ufak olur.
06:06Diğer tarafta ise sanatın hafızası vardır.
06:09Arşivin aksine sanat insanı saklar.
06:11Yıllar önce yazılmış bir roman,
06:12bugün yeniden basılır,
06:14eski bir film tekrar tekrar izlenir,
06:16bir şiir nesilden nesile ezberlenir
06:18ve inatla nefes almaya devam eder.
06:21İktidar ancak kendi geçici dönemine hükmedebilir.
06:24Ama o devasa,
06:25yaşayan insanlık hafızasını asla ama asla kontrol edemez.
06:29Şu sıfır rakamına bir bakın.
06:31Bugün 1947 Hollywood'unda,
06:33o utanç verici kara listeleri hazırlayan,
06:35dönemin en kudretli bürokratlarının isimlerini aranızda bilen var mı?
06:39Hiç, sıfıra yakın, bil mi?
06:42Belki bir elin parmaklarını bile geçmez.
06:44Oysa milyonlarca insan,
06:46bugün hala Dalton Trambo'nun yazdığı filmleri izliyor.
06:49Lorca'nın şiiriyle dertleniyor,
06:51Nazım'ın dizelerine ezbere okuyor.
06:53O koca güçlü isimler tarihten silinip giderken,
06:57sanatçının ruhu yaşamaya devam ediyor.
06:59Dr. Sezener'in o müthiş tespitiyle kapatalım,
07:02insanlar kara listeleri hazırlar,
07:04zaman onları yırtıp atar.
07:06Hafızanın sansüre karşı kazandığı zaferin,
07:08bundan daha net bir özeti olamaz herhalde.
07:11Trambo'nun adını jeneriklerden sildiler evet,
07:13ama yazdığı cümlelere dokunamadılar bile.
07:16Şimdi düşünme sırası sizde.
07:17Sizce geriye ne kalacak?
07:19Sadece sararıp ufalanmış arşiv belgeleri mi,
07:22yoksa zamana inat direnen o ilham verici hikayeler mi?
07:25Bu derin incelememize katıldığınız için çok teşekkürler.
07:27Bir sonrakinde görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen