00:00Herkese merhaba, bugün Dr. Alper Sezener'in o sarsıcı analizine yakından bakıyoruz.
00:05Baskıcı sistemlerin muhalif seslerin nasıl sistematik olarak susturmaya çalıştığını inceleyeceğiz.
00:10İktidar ve sanat arasındaki o bitmek bilmeyen gerilim, sansürün görünmez yüzü ve hafızanın gücü.
00:16Hazırsanız bu derin analize hemen dalalım.
00:19Şimdi size bir soru.
00:21Bir sanatçıyı susturmanın en etkili yolu nedir?
00:24Aklınıza hemen hapsatmak geliyor değil mi?
00:26Çok normal ama Dr. Sezener'in tezine göre hapishane aslında en kaba, en gürültülü ve inanır mısınız en etkisiz yöntem.
00:34E peki hapis işe yaramıyorsa otorite o sinsi mekanizmayı nasıl çalıştırıyor?
00:39İlk durağımız baskının o görünmeyen gerçek yüzü.
00:43Sessiz ve çok daha derin bir mekanizma bu.
00:46Şöyle düşünün, birini fiziksel olarak hapse attığınızda bu gürültülü bir streçtir.
00:51Dikkat çeker, tepki toplar, kapınıza polis dayanırsa bunu bütün mahalle duyar değil mi?
00:56Ama telefonunuzun çalmaması hiçbir ses çıkarmaz.
01:01İşte asıl susturulma tam olarak burada.
01:04İtibarsızlaştırmayla başlıyor.
01:06Yani adınızın o prestiji festival programlarından bir anda silinmesi,
01:10yayın evinizin yeni dosyanızı artık sormaması,
01:13ya da eski dostlarınızın sizinle aynı fotoğrafta görünmekten köşe bucak kaçması,
01:18size kimse susturuldun demez.
01:20Toplum yavaş yavaş sizin yokluğunuza alıştırılır.
01:23Eseriniz ortadan kaybolur, siz adeta bir vitrine kilitlenirsiniz.
01:27Çok daha kalıcı bir ceza, öyle değil mi?
01:30Buradan ikinci başlığımıza toplumun bizzat bir sansür kuruluna dönüşmesine geçiyoruz.
01:36İnanılmaz bulaşıcı bir refleks.
01:38Aslında kalabalıklar tarihin en eski sansür kuruludur.
01:41Kara listeler o resmi binalardan çok önce sokaktaki insanların zihninde yazılır.
01:46Sistem üç tıkır tıkır işleyen adımla ilerler.
01:49Bir, sanatçının ismi kasten hedef gösterilerek dolaşıma sokulur.
01:53İki, o isme özenle seçilmiş bazı sıfatlar yapıştırılır.
01:56Ve üç, ki en tehlikelisi budur, eser tamamen unutulur,
01:59sadece sanatçının karakteri tartışılmaya başlanır.
02:02Yani tartışma bir anda estetikten çıkar, ahlak ve kimlik eksenine kayar.
02:06Otoritenin dili nasıl bir silaha dönüştürdüğüne bakın.
02:09Vatan haini, sapkın, elit, halk düşmanı, inançsız.
02:14Yani her çağ aslında kendi sözlüğünü yaratıyor.
02:18Kelimeler değişiyor ama şablon hep aynı kalıyor.
02:21Buradaki asıl numarayı biliyor musunuz?
02:23İktidarların en büyük başarısı o sesi kısmak değil.
02:26Asıl başarı, o sanatçıyı yeniden tanımlayıp,
02:30bu susturmayı halkın gözünde meşrulaştırmaktır.
02:33Bu sıfatlar yapıştığında,
02:34toplum ya biz bu insanı haksız yere susturuyoruz demez,
02:38ona hak ettiği cezayı verdiklerini düşünür.
02:41Seyirci sırtını döner,
02:42meslektaşlar susar.
02:43Çünkü sessizlik ve dışlanma korkusu,
02:46gerçekten virüs gibi bulaşıcıdır.
02:48Peki bu pratikte nasıl yaşanıyor?
02:50Gelin üçüncü bölümümüze,
02:521947 Hollywood'una ve
02:53ünlü Trambo vakasına uzanalım.
02:55Ünlü senarist Dalton Trumbo'yu ele alalım.
02:581947'de komite önüne çıkarıldı,
03:00dostlarını gammazlamadı.
03:01Yani susmayanlardan oldu ve haliyle hapse girdi.
03:04Ama dikkat edin,
03:05asıl cezası cezaevinden çıkınca başladı.
03:09İtibarsızlaştırma tam orada devreye girdi.
03:11İş bulamadı,
03:12artık kendi adıyla tek satır yazamaz hale geldi.
03:14Düşünsenize kendi yazdığınız senaryolarla,
03:16bambaşka sahte isimler altında Oscar ödülleri kazanıyorsunuz.
03:20Kalem elinden alınamadı belki,
03:21ama adı, kimliği gasp edildi.
03:23Trumbo için asıl hapis o demir parmaklıklar değil,
03:26adının toplumdan, jeneriklerden silinmesiydi.
03:29Açıkçası bu süreci anlamak için
03:322015 yapımı Trumbo filmi
03:34inanılmaz bir hafıza aracıdır.
03:36Sadece bir senaristin hayatını izlemiyorsunuz orada.
03:39Korkunun gündelik hayatta
03:41nasıl normalleştiğini görüyorsunuz.
03:43Meslektaşların birbirinden nasıl buz gibi uzaklaştığını,
03:47dışlanmanın ofis sohbetlerine,
03:49kahve molalarına kadar nasıl sinsice sızdığını izliyorsunuz.
03:52Sansür mekanizmasının sıradanlaşmasını anlamak için
03:56gerçekten kusursuz bir örnek.
03:58Dördüncü bölümde göreceğiz ki,
04:00bu sadece belli bir döneme veya ülkeye özgü değil.
04:03Bu, evrensel bir yalnızlaştırma şablonu.
04:06Tabloya bir bakın.
04:07Nazım Hikmet,
04:09yıllarını cezaevinde geçirdi ve vatandaşlıktan atıldı.
04:12Şili'de Victor Gera,
04:13faşist rejim bir daha gitar çalamasın diye ellerini kırdı.
04:17Stefan Zweig'in,
04:18o güzelim kitapları meydanlarda ateşe verildi,
04:20ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
04:22İspanya'da Federico Garcia Lorca,
04:25Franco rejimi tarafından,
04:26gencecik yaşta 38'inde kurşuna dizildi.
04:29Öte yanda,
04:30Komünist Rusya'da,
04:31Bulgakov'un oyunları yasaklandı,
04:33onu devlet eliyle asistan yapıp,
04:35bir nevi evcilleştirmeye çalıştılar.
04:37Ya da Milan Kundera,
04:38vatandaşlıktan atılıp,
04:40eserleri yok sayıldı.
04:41Yani coğrafyalar değişiyor,
04:43bayraklar,
04:43rejimler,
04:44aşırı sağdan aşırı sola savruluyor,
04:46ama fark etmez.
04:47Otoritenin sanatçıyı önce yapayalnız bırakıp,
04:50sonra susturma arzusu evrenseldir,
04:53milim şaşmaz.
04:54Beşinci başlığımız bizi o kilit soruya getiriyor,
04:58iyi de güç sahipleri sanattan neden bu kadar korkar?
05:01Çünkü,
05:02aslında otoriteler,
05:04sanatçının şahsından,
05:05etinden,
05:06kemiğinden korkmaz.
05:07Onların uykusunu kaçıran şey,
05:09sanatın o resmi hikayeye rakip olan,
05:12başka hikayeler fısıldayabilme gücüdür.
05:14Yani bir ressam tehlikeli değildir.
05:17Tehlikeli olan,
05:17insanların o tabloya bakıp,
05:19farklı bir dünyanın mümkün olduğunu hissetmeleridir.
05:22Ya da bir sanatçı,
05:23binlerce insanın aynı stadyunda,
05:26aynı şarkıyı bağırarak söyleyip,
05:28biz yalnız değiliz hissine kapılması,
05:30asıl korkulan şeydir.
05:31Sanat her zaman başka bir alternatifin var olduğunu söyler.
05:35İşte insanın dünyaya bakışını değiştirebilme ihtimali,
05:38iktidarların en büyük kabusudur.
05:41Ve geldik 6. son bölümümüze.
05:43İktidarın arşivi ile sanatın hafızası arasındaki o tarihi savaşa.
05:48Aslında bu ayrım,
05:50Dr. Sezener'in analizinin tam kalbi.
05:52Bakın, bir tarafta iktidarın arşivi durur.
05:55Orada yargı kararları,
05:57mahkeme tutanakları,
05:58bitmek bilmeyen yasaklar vardır.
05:59Ama zaman geçer,
06:01devran döner,
06:02o kocaman soruşturma dosyaları sararır,
06:04kağıtlar un ufak olur.
06:06Diğer tarafta ise sanatın hafızası vardır.
06:09Arşivin aksine sanat insanı saklar.
06:11Yıllar önce yazılmış bir roman,
06:12bugün yeniden basılır,
06:14eski bir film tekrar tekrar izlenir,
06:16bir şiir nesilden nesile ezberlenir
06:18ve inatla nefes almaya devam eder.
06:21İktidar ancak kendi geçici dönemine hükmedebilir.
06:24Ama o devasa,
06:25yaşayan insanlık hafızasını asla ama asla kontrol edemez.
06:29Şu sıfır rakamına bir bakın.
06:31Bugün 1947 Hollywood'unda,
06:33o utanç verici kara listeleri hazırlayan,
06:35dönemin en kudretli bürokratlarının isimlerini aranızda bilen var mı?
06:39Hiç, sıfıra yakın, bil mi?
06:42Belki bir elin parmaklarını bile geçmez.
06:44Oysa milyonlarca insan,
06:46bugün hala Dalton Trambo'nun yazdığı filmleri izliyor.
06:49Lorca'nın şiiriyle dertleniyor,
06:51Nazım'ın dizelerine ezbere okuyor.
06:53O koca güçlü isimler tarihten silinip giderken,
06:57sanatçının ruhu yaşamaya devam ediyor.
06:59Dr. Sezener'in o müthiş tespitiyle kapatalım,
07:02insanlar kara listeleri hazırlar,
07:04zaman onları yırtıp atar.
07:06Hafızanın sansüre karşı kazandığı zaferin,
07:08bundan daha net bir özeti olamaz herhalde.
07:11Trambo'nun adını jeneriklerden sildiler evet,
07:13ama yazdığı cümlelere dokunamadılar bile.
07:16Şimdi düşünme sırası sizde.
07:17Sizce geriye ne kalacak?
07:19Sadece sararıp ufalanmış arşiv belgeleri mi,
07:22yoksa zamana inat direnen o ilham verici hikayeler mi?
07:25Bu derin incelememize katıldığınız için çok teşekkürler.
07:27Bir sonrakinde görüşmek üzere.
Yorumlar