Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Mehmet Edip Ören’in bu değerlendirmesi, Türkiye’deki siyasi güç dengelerini ve iktidar ile muhalefet arasındaki örtülü iş birliği iddialarını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, mevcut sistemin tek bir merkezden yönetildiğini savunurken, muhalefetin halkın beklentilerini karşılamakta yetersiz kaldığını ve milliyetçi partilerin birleşerek yeni bir umut olması gerektiğini vurgular. Metinde, hükümetin piyasa üzerindeki denetim biçimleri ve kayyum uygulamaları "mutlakiyet" kavramı üzerinden eleştirilerek toplumsal bir farkındalık çağrısı yapılır. Özellikle ekonomik tekelleşme ve fiyat artışlarına yönelik politikaların halk üzerindeki baskısı, yerel ve samimi bir üslupla gözler önüne serilir. Sonuç olarak kaynak, Türkiye'nin geleceği için kişisel çıkarlardan arınmış ve ortak akla dayalı bir siyasi yapılanmanın zorunluluğuna dikkat çeker.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Selamlar, bugün siyasetin o hep konuşulan ama pek görünmeyen, arka bahçesinde döndüğü iddia edilen çarklara oldukça çarpıcı ve eleştirel bir
00:09metin üzerinden bakacağız.
00:11Amacımız kesinlikle bu iddiaları doğrulamak ya da yalanlamak değil, sadece yazarın kurduğu o ilginç mantık zincirini ve sunduğu argümanları birlikte
00:20çözümlemek.
00:21Peki, perde arkasında yaşandığı öne sürülen bu olaylar sizin kendi siyasi okumalarınızı nasıl şekillendirir? Gelin hep birlikte inceleyelim.
00:30Biliyor musunuz, inceleyeceğimiz kaynak metin tam da o meşhur, ironik Urfa atasızıyla başlıyor.
00:36Halimiz itte yok, keyfimiz beyde yok.
00:39Bu söz aslında yazarın genel ruh halini ve olaylara o satirik yaklaşımını harika özetliyor.
00:44Yazar, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik durumuna adeta yukarıdan bakıp o trajikomik manzarayı resmediyor.
00:51Bir yandan ortada çok ciddi bir sistem krizi olduğunu savunurken, diğer yandan bunu son derece sivri dilli bir şekilde hicvediyor.
00:58Biz burada tamamen tarafsız bir rehber rolündeyiz.
01:01Mehmet Edip Ören'in yeni siyasi oyunlar makalesindeki o ateşli, oldukça iddialı teorilerini masaya yatırıyoruz.
01:08Yazarın bu hararetli argümanlarını, olayları birbirine nasıl bağladığını ve o büyük resmi nasıl okuduğunu net bir şekilde görebilmek için makaleyi
01:16dört ana bölüme ayırdık. Hadi başlayalım.
01:181. Bölüm Türkiye Birden Büyüktür konsepti
01:22Yazar, iktidar çevrelerine yakın olduğu söylenen bir hukukçunun şu çarpıcı sözüne takılmış durumda.
01:28RT'nin hiçbir şeye ihtiyacı yok, Türkiye'nin ona ihtiyacı var.
01:32Öğrene göre işte tam da bu ifade, sistemin rasyonelliğini tamamen kaybettiğinin en büyük kanıtı.
01:38Düşünsenize, bu mantıkla koskoca bir ülke adeta bir kişiden küçük hale getirilmiş oluyor.
01:44Sistemin tüm ağırlık merkezinin tek bir şahsa kaydığı eleştirisi, yazarın analizinin omurgasını oluşturuyor.
01:51Üstelik yazar, bu tek adam mantığının uluslararası arenaya da taşındığını, biraz da alaycı bir dille, dünyanın da ona ihtiyacı var
01:58diyerek teorize ediyor.
01:59Mesela Trump'ın açıklamaları, İsrail'in verdiği madalya veya Avrupa'nın mülteci krizinde tamamen Türkiye'ye bel bağlaması,
02:07Ören tüm bunları dış politikayı okuma biçimi olarak sunuyor ve durumu el iyisi ev kötüsü olmakla suçluyor.
02:14Yani dışarıya karşı inanılmaz kullanışlı ve verici ama içeriye yani kendi halkına gelince işlerin hiç de öyle olmadığını savunuyor.
02:22Gelelim ikinci bölüme, AKP ve CHP dinamiği.
02:26Ören'in burada gerçekten sarsıcı ve çok iddialı bir teorisi var.
02:30Diyor ki hem iktidar hem de ana muhalefet aslında aynı merkezden o dediği sistem tarafından yönetiliyor.
02:36İnanabiliyor musunuz?
02:38Yani ona göre AKP sistemin birinci tercihiyken CHP sadece olası bir krizde devreye sokulacak bir yedek plam.
02:45Adeta kontrollü bir siyasi tiyatro oynandığını öne sürüyor.
02:49İşin içine bir de gizemli bir buluşma giriyor.
02:51Amerika'daki bir hamburgerci de yazarın kart kripto adını verdiği bir figürle yapılan o görüşme.
02:57Bu iddiaya göre CHP mevcut iktidardan bıkmış o öfkeli seçmenin gazını almak için tamamen planlı bir şekilde birinci parti yapıldı.
03:06Sonra ne oldu dersiniz?
03:07O sunulan alternatif de aniden çökertildi ve seçmen mecburen tabiri caizse o eski limana yani iktidara dönmeye zorlandı.
03:15Üçüncü bölüm Milliyetçi İttifak Alternatifi
03:19Peki çözüm ne?
03:21Yazarın tabiriyle başı kesik tavuk gibi sağa sola yalpalayan, yönünü kaybetmiş o umutsuz Atatürkçü CHP seçmeni için bir çıkış var
03:30mı?
03:30Ölene göre bu kitleyi kurtarmanın tek yolu kale gibi birleşmiş, omuz omuza vermiş bir milliyetçi ittifaktan geçiyor.
03:37Bunun taze ve güçlü bir alternatif olacağını savunuyor.
03:40Ama yazar milliyetçi kanadında kendi içinde çok ciddi bir yol ayrımında olduğunu düşünüyor, ilk fırsatta iktidarla uzlaştığını düşündüğü isimleri o
03:50tarihi fırsatı heba etmekle suçluyor.
03:52Öte yandan Ümit Özdağ'ı işaret ederek onun çok daha sağlam durduğunu ve süreci adeta öncülük ettiğini belirtiyor, iktidarla girilen
04:01her diyaloğu direkt bir zayıflık olarak okuyor.
04:04İşte burası çok kritik.
04:28Ve sonuncu, dördüncü bölümümüz, ekonomi ve kayyum politikaları.
04:33Şimdi hepimizin o cebini yakan market raflarına, yazarın deyimiyle fiyat etiket kardeşliği meselesine geliyoruz.
04:41Yazar, büyük süpermarketlerin makarna, peynir gibi temel güdalarda kuruşu kuruşuna aynı fiyatları yazarak gizlice anlaştıklarını iddia ediyor.
04:50Daha da tuhafı, hükümeti bu işe suç ortağı ilan etmesi.
04:53Hükümetin durumdan habersizmiş gibi yapıp, sırf fahiş cezalar keserek bunu bir gelir kapısına çevirdiğini öne sürüyor.
05:01Oldukça karamsar bir tablo değil mi?
05:02Öğlene göre bu cezalar işin sadece vitrin kısmı.
05:07Müdahalenin nasıl tırmandığına bakar mısınız?
05:09Önce marketlere kesilen büyük cezalar, ardından şirketlere atanan kayyum sisteminin ucu açık bir şekilde genişletilmesi ve en nihayetinde işin tavuk
05:19üretim çiftliklerine kadar uzanması.
05:20Yazar, halka ucuz et yedirme kılıfı altında, ekonomide serbest piyasadan tamamen devletçi ve kontrolsüz bir müdahaleye geçildiğini iddia ediyor.
05:29İşte yazarın o kara mizahı tam da burada patlıyor.
05:33Yakında horozlara da kayyum olur mu?
05:34Bu müdahaleci politikaların ne kadar mantıksız ve ölçüsüz bir noktaya ulaştığını ancak böyle sorabilirdi herhalde.
05:41Denetim mekanizmalarını çalıştırmak yerine her şeye doğrudan el koyup yönetme hevesini bu satirik dille oldukça sert bir şekilde eleştiriyor.
05:49Makalenin sonlarına doğru ekonomide ve siyasette yaşanan tüm bu ağır müdahaleleri özetlemek için çok çarpıcı bir kavram kullanıyor.
05:56Mutlakiyeti butlan.
05:58Yani mutlak otokrasi.
06:00Belediyeleri, bakanlıkları hiçe sayan, tamamen her şey bana ait, ben ne dersem o olur diyen,
06:06hatta yazarın postmodern komünizm mi diye sorguladığı o tek adamlık hali.
06:10Ve yazar bu ateşli incelemesini Alparslan Türkeş'in o çok ağır sarsıcı alıntısıyla bitiriyor.
06:16Savaş içindeki gaflet, hıyanete eşdeğerdir.
06:20Olayı sıradan bir siyasi çekişme değil, adeta bir beka mücadelesi olarak görüyor.
06:25Bu kritik dönemde yapılan siyasi hataları, şahsi çıkar hesaplarını, basit bir hata değil, düpedüz ihanet olarak etiketliyor.
06:33Peki, tüm bu iddiaları masaya yatırdık.
06:36Asıl düşünmemiz gereken soru şu.
06:38Siyasetteki bu uç komplo teorilerini, ekonomik niyet okumalarını böyle tarafsızca incelemek,
06:46nasıl bir katkı sunuyor?
06:48Bence üzerine düşünmeye kesinlikle değer.
06:50Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
06:53Merak etmeye ve sorgulamaya devam edin.
06:55Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen