00:00Selamlar, bugün siyasetin o hep konuşulan ama pek görünmeyen, arka bahçesinde döndüğü iddia edilen çarklara oldukça çarpıcı ve eleştirel bir
00:09metin üzerinden bakacağız.
00:11Amacımız kesinlikle bu iddiaları doğrulamak ya da yalanlamak değil, sadece yazarın kurduğu o ilginç mantık zincirini ve sunduğu argümanları birlikte
00:20çözümlemek.
00:21Peki, perde arkasında yaşandığı öne sürülen bu olaylar sizin kendi siyasi okumalarınızı nasıl şekillendirir? Gelin hep birlikte inceleyelim.
00:30Biliyor musunuz, inceleyeceğimiz kaynak metin tam da o meşhur, ironik Urfa atasızıyla başlıyor.
00:36Halimiz itte yok, keyfimiz beyde yok.
00:39Bu söz aslında yazarın genel ruh halini ve olaylara o satirik yaklaşımını harika özetliyor.
00:44Yazar, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik durumuna adeta yukarıdan bakıp o trajikomik manzarayı resmediyor.
00:51Bir yandan ortada çok ciddi bir sistem krizi olduğunu savunurken, diğer yandan bunu son derece sivri dilli bir şekilde hicvediyor.
00:58Biz burada tamamen tarafsız bir rehber rolündeyiz.
01:01Mehmet Edip Ören'in yeni siyasi oyunlar makalesindeki o ateşli, oldukça iddialı teorilerini masaya yatırıyoruz.
01:08Yazarın bu hararetli argümanlarını, olayları birbirine nasıl bağladığını ve o büyük resmi nasıl okuduğunu net bir şekilde görebilmek için makaleyi
01:16dört ana bölüme ayırdık. Hadi başlayalım.
01:181. Bölüm Türkiye Birden Büyüktür konsepti
01:22Yazar, iktidar çevrelerine yakın olduğu söylenen bir hukukçunun şu çarpıcı sözüne takılmış durumda.
01:28RT'nin hiçbir şeye ihtiyacı yok, Türkiye'nin ona ihtiyacı var.
01:32Öğrene göre işte tam da bu ifade, sistemin rasyonelliğini tamamen kaybettiğinin en büyük kanıtı.
01:38Düşünsenize, bu mantıkla koskoca bir ülke adeta bir kişiden küçük hale getirilmiş oluyor.
01:44Sistemin tüm ağırlık merkezinin tek bir şahsa kaydığı eleştirisi, yazarın analizinin omurgasını oluşturuyor.
01:51Üstelik yazar, bu tek adam mantığının uluslararası arenaya da taşındığını, biraz da alaycı bir dille, dünyanın da ona ihtiyacı var
01:58diyerek teorize ediyor.
01:59Mesela Trump'ın açıklamaları, İsrail'in verdiği madalya veya Avrupa'nın mülteci krizinde tamamen Türkiye'ye bel bağlaması,
02:07Ören tüm bunları dış politikayı okuma biçimi olarak sunuyor ve durumu el iyisi ev kötüsü olmakla suçluyor.
02:14Yani dışarıya karşı inanılmaz kullanışlı ve verici ama içeriye yani kendi halkına gelince işlerin hiç de öyle olmadığını savunuyor.
02:22Gelelim ikinci bölüme, AKP ve CHP dinamiği.
02:26Ören'in burada gerçekten sarsıcı ve çok iddialı bir teorisi var.
02:30Diyor ki hem iktidar hem de ana muhalefet aslında aynı merkezden o dediği sistem tarafından yönetiliyor.
02:36İnanabiliyor musunuz?
02:38Yani ona göre AKP sistemin birinci tercihiyken CHP sadece olası bir krizde devreye sokulacak bir yedek plam.
02:45Adeta kontrollü bir siyasi tiyatro oynandığını öne sürüyor.
02:49İşin içine bir de gizemli bir buluşma giriyor.
02:51Amerika'daki bir hamburgerci de yazarın kart kripto adını verdiği bir figürle yapılan o görüşme.
02:57Bu iddiaya göre CHP mevcut iktidardan bıkmış o öfkeli seçmenin gazını almak için tamamen planlı bir şekilde birinci parti yapıldı.
03:06Sonra ne oldu dersiniz?
03:07O sunulan alternatif de aniden çökertildi ve seçmen mecburen tabiri caizse o eski limana yani iktidara dönmeye zorlandı.
03:15Üçüncü bölüm Milliyetçi İttifak Alternatifi
03:19Peki çözüm ne?
03:21Yazarın tabiriyle başı kesik tavuk gibi sağa sola yalpalayan, yönünü kaybetmiş o umutsuz Atatürkçü CHP seçmeni için bir çıkış var
03:30mı?
03:30Ölene göre bu kitleyi kurtarmanın tek yolu kale gibi birleşmiş, omuz omuza vermiş bir milliyetçi ittifaktan geçiyor.
03:37Bunun taze ve güçlü bir alternatif olacağını savunuyor.
03:40Ama yazar milliyetçi kanadında kendi içinde çok ciddi bir yol ayrımında olduğunu düşünüyor, ilk fırsatta iktidarla uzlaştığını düşündüğü isimleri o
03:50tarihi fırsatı heba etmekle suçluyor.
03:52Öte yandan Ümit Özdağ'ı işaret ederek onun çok daha sağlam durduğunu ve süreci adeta öncülük ettiğini belirtiyor, iktidarla girilen
04:01her diyaloğu direkt bir zayıflık olarak okuyor.
04:04İşte burası çok kritik.
04:28Ve sonuncu, dördüncü bölümümüz, ekonomi ve kayyum politikaları.
04:33Şimdi hepimizin o cebini yakan market raflarına, yazarın deyimiyle fiyat etiket kardeşliği meselesine geliyoruz.
04:41Yazar, büyük süpermarketlerin makarna, peynir gibi temel güdalarda kuruşu kuruşuna aynı fiyatları yazarak gizlice anlaştıklarını iddia ediyor.
04:50Daha da tuhafı, hükümeti bu işe suç ortağı ilan etmesi.
04:53Hükümetin durumdan habersizmiş gibi yapıp, sırf fahiş cezalar keserek bunu bir gelir kapısına çevirdiğini öne sürüyor.
05:01Oldukça karamsar bir tablo değil mi?
05:02Öğlene göre bu cezalar işin sadece vitrin kısmı.
05:07Müdahalenin nasıl tırmandığına bakar mısınız?
05:09Önce marketlere kesilen büyük cezalar, ardından şirketlere atanan kayyum sisteminin ucu açık bir şekilde genişletilmesi ve en nihayetinde işin tavuk
05:19üretim çiftliklerine kadar uzanması.
05:20Yazar, halka ucuz et yedirme kılıfı altında, ekonomide serbest piyasadan tamamen devletçi ve kontrolsüz bir müdahaleye geçildiğini iddia ediyor.
05:29İşte yazarın o kara mizahı tam da burada patlıyor.
05:33Yakında horozlara da kayyum olur mu?
05:34Bu müdahaleci politikaların ne kadar mantıksız ve ölçüsüz bir noktaya ulaştığını ancak böyle sorabilirdi herhalde.
05:41Denetim mekanizmalarını çalıştırmak yerine her şeye doğrudan el koyup yönetme hevesini bu satirik dille oldukça sert bir şekilde eleştiriyor.
05:49Makalenin sonlarına doğru ekonomide ve siyasette yaşanan tüm bu ağır müdahaleleri özetlemek için çok çarpıcı bir kavram kullanıyor.
05:56Mutlakiyeti butlan.
05:58Yani mutlak otokrasi.
06:00Belediyeleri, bakanlıkları hiçe sayan, tamamen her şey bana ait, ben ne dersem o olur diyen,
06:06hatta yazarın postmodern komünizm mi diye sorguladığı o tek adamlık hali.
06:10Ve yazar bu ateşli incelemesini Alparslan Türkeş'in o çok ağır sarsıcı alıntısıyla bitiriyor.
06:16Savaş içindeki gaflet, hıyanete eşdeğerdir.
06:20Olayı sıradan bir siyasi çekişme değil, adeta bir beka mücadelesi olarak görüyor.
06:25Bu kritik dönemde yapılan siyasi hataları, şahsi çıkar hesaplarını, basit bir hata değil, düpedüz ihanet olarak etiketliyor.
06:33Peki, tüm bu iddiaları masaya yatırdık.
06:36Asıl düşünmemiz gereken soru şu.
06:38Siyasetteki bu uç komplo teorilerini, ekonomik niyet okumalarını böyle tarafsızca incelemek,
06:46nasıl bir katkı sunuyor?
06:48Bence üzerine düşünmeye kesinlikle değer.
06:50Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
06:53Merak etmeye ve sorgulamaya devam edin.
06:55Hoşçakalın.
Yorumlar