00:00Herkese merhaba. Hiç vakit kaybetmeden doğrudan konuya girelim.
00:03Bugün masamızda oldukça iddialı, epey tartışma yaratacak bir metin var.
00:07Yusuf Dülger'in kaleme aldığı ve jeopolitik argümanlarıyla dikkat çeken
00:11Türkiye-NATO toprağımı başlıklı makalesini adım adım tamamen tarafsız bir gözle inceleyeceğiz.
00:17Hazırsamız yazarın çıkış noktasına bir bakalım.
00:20Şimdi, yazarın bütün bu analizi kaleme almasının temel bir sebebi var.
00:24O da şu devasa ve oldukça kışkırtıcı cümle, Türkiye aynı zamanda NATO toprağıdır.
00:29Dülger, makalesine doğrudan bu iddiayı hedefe koyarak başlıyor
00:33ve asıl amacı bunu son derece keskin bir dille çürütmek.
00:36Peki, bunu tam olarak nasıl yapıyor?
00:38Hızlıca yol haritamıza bakalım.
00:40Önce, Türkiye kimin toprağı sorusuyla başlıyoruz.
00:43Ardından, tarihsel ve askeri çelişkilere değinip,
00:46dinin siyasi arenada nasıl araçsallaştırıldığına bakacağız.
00:49Oradan iç siyasetteki ikiyüzlülük eleştirilerine geçip,
00:53son olarak yazarın sunduğu yegane çözüme, yani tam bağımsızlığa odaklanacağız.
00:57Hemen ilk bölümle başlayalım.
01:00Türkiye kimin toprağı?
01:01İşte yazarın o sarsılmaz temel argümanı tam olarak burada yatıyor.
01:05Dülger, o NATO toprağı önermesini kesinlikle elinin tersiyle itiyor.
01:10Meseleye tamamen ama tamamen milliyetçi bir perspektiften bakarak diyor ki,
01:14Türkiye Türk toprağıdır, Türkiye Türklerindir.
01:18Yani aidiyetin münhasıran Türklere ait olduğunun altını çiziyor.
01:21Bütün makale aslında bu sağlam zemin üzerinde yükseliyor.
01:25Gelelim ikinci bölüme.
01:27Tarihsel ve askeri çelişkiler.
01:29Burada yazar, Türkiye'nin soğuk savaş yıllarındaki ittifaklarına bakıp çok çarpıcı bir paralellik kuruyor.
01:34Şöyle düşünün, bir tarafta Kurtuluş Savaşı'nda çarpıştığımız o yedi düvel,
01:38yani yazarın tabiriyle haçlı zihniyeti var,
01:41diğer tarafta ise bugünün müttefikleri, yani NATO ülkeleri.
01:45Dülger'e göre, dünün düşmanlarıyla bugünün dostları aslında birebir aynı aktörler.
01:49Dün Asiye ve Afrika'yı komünizm tehlikesi adı altında ezenlerin,
01:53bugün de yeni işgallerin peşinde olduğunu savunuyor.
01:56Yazar böyle bir ittifakın içinde bulunmamızı büyük bir şaşkınlıkla hatta öfkeyle karşılıyor.
02:01Yani ona göre NATO'ya girişimiz öyle masum basit bir askeri anlaşma falan değildi.
02:07Dülger bu süreci kültürel ve stratejik bir erezyon olarak görüyor.
02:11İlk adımda ne oldu?
02:13Türkiye, Amerika'nın doğudaki ön karakolu haline getirildi.
02:17İkinci adımda kendi ifadeleriyle milli değerlerimiz ve egemenliğimiz kirlendi ve son darbe,
02:24tüm bunların ülkeyi kendi öz kimliğinden koparıp bir küçük Amerika'ya dönüştürmesi.
02:29Yazar sadece askeri diyi, kültürel ruhumuzu da teslim ettiğimizi iddia ediyor.
02:34Bu da bizi doğrudan üçüncü bölüme taşıyor.
02:37Dinin siyasi bir araçlaştırılması.
02:39İşte burada Dülger, olayı sadece askeri bir mesele olmaktan çıkarıp çok daha derin, ideolojik bir boyuta taşıyor.
02:47Batının inancını nasıl bir silaha dönüştürdüğüne dair gerçekten sarsıcı iddiaları var.
02:53Amerika ve NATO'nun adeta bir Musevi, Hristiyan, Müslüman ittifakı kurarak dini bir alet gibi kullandığını öne sürüyor.
03:01Bakın burası çok ilginç, ehli kitap kurgusuyla halkın uyutulduğunu, hoca kılığındaki CIA ajanlarının Amerika'nın yeşil kuşak projesinde aktif görev
03:10aldığını söylüyor.
03:11Ve belki de en can alıcı noktası, NATO'ya karşı çıkan milli seslerin anında dinsiz ya da ahlaksız damgası yerek
03:19sistematik bir şekilde susturulması.
03:21Bu ideolojik teslimiyetin boyutunu göstermek için de, metninde üstad ve dindar olarak tanımladığı bir şairden ekey keskin bir alıntı yapıyor.
03:30Şair'in şu sözüne dikkat çekiyor.
03:32Amerika piyadelerinin bacaklarına sarılmamızı tavsiye eden o meşhur ifade.
03:36Dülger, bu alıntıyı toplumun belirli kesimlerinde yaşanan o derin ideolojik kırılmanın ve batıya olan teslimiyetin adeta tartışılmaz bir belgesi olarak
03:45önümüze koyuyor.
03:47Şimdi gelelim yazarın belki de en sert olduğu kısma, dördüncü bölüm İç Siyasetteki İki Yüzyılık Eleştirisi.
03:54Yazar burada günümüz iç siyaset figürlerini oklarını yöneltiyor ve devasa bir çelişkiye dikkat çekiyor.
04:00Bir tarafta meydanlara inip İslam, Siyonizme ve Haçlılara karşı cihat diye haykıran ateşli bir söylem var değil mi?
04:07Ama diğer taraftaki jeopolitik gerçekliğe bakıyorsunuz, aynı kişilerin iktidarlarını aslında Amerika ve NATO desteğiyle meşrulaştırdığını görüyorsunuz.
04:16Dülger, bu politikacıların Kur'an'daki Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin uyarısının üstünü resmen örttüklerini, burada çok büyük bir ikiyüzlülük yattığını
04:25iddia ediyor.
04:26Ve tam burada hepimize yani size bana şu vurucu retorik soruyu soruyor.
04:31Bu bir tesadüf mü?
04:33Yani meşruiyetini NATO'dan alan bu siyasi figürlerin eş zamanlı olarak Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk karşıtı olmaları sizce tesadüf olabilir mi?
04:42Dülger'e göre kesinlikle hayır.
04:44Bu yapının doğası gereği zaten milli olan her şeye düşman olmak zorunda olduğunu savunuyor.
04:49Hatta bu argümanı desteklemek için basından epey sivri bir örnekte paylaşıyor.
04:55NATO karşıtlarını itibarsızlaştırmak için dünkü kerhaneciler diye manşet atan medyanın çifte stambardına hedef alıyor.
05:03Diyor ki, geçmişte Amerikan askerleri İstanbul'a demirlediğinde onları hoşnut etmek için kadın ayarlayanlar, şehri onlar için süsleyenler aslında tam
05:12da bugün bu iftiraları atan zihniyetin ta kendisiydi.
05:16Gerçekten ağır, ahlaki bir çelişki eleştirisi.
05:18Peki tüm bu sorunların çözümü ne?
05:21Beşinci ve son bölümümüz, tam bağımsızlık.
05:24Bunca tarihsel hesaplaşma, bunca siyasi eleştiri, sonuçta ulusun ayakta kalması için yazarın masaya koyduğu tek bir reçete var, tam bağımsızlık.
05:33Ama bakın, bu öyle alelade bir siyasi slogan falan değil.
05:36Dülger için bu, Atatürk'ün kurucu falsefesinden gelen tavizsiz bir ilke.
05:41Yani çiftçisinden öğretmenine, akademisyeninden generaline kadar toplumun her hücresinin bunu yaşatmak zorunda olduğunu söylüyor.
05:48Yabancı ittifaklara, dış güçlere bel bağlamak yok, kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir devlet.
05:54Bu bir seçenek değil, yaşamak için mutlak bir zorunluluk.
05:58Peki ya bu yapılmazsa?
06:00İşte o zaman yazar bize Gırnatay'ı, Bağdat'ı, Kahire'yi hatırlatıyor.
06:03Bir zamanların o görkemli bağımsız merkezleri bugün ya tamamen hafızalardan silindi ya da büyük acılar çekiyor.
06:10Dülger'in uyarısı çok net, eğer tam bağımsızlık rotasından sapar ve dış güçlere bağımlılık devam ederse,
06:16dün o tarihi şehirler için yakılan ağıtlar yarın Ankara için de yakılır.
06:20Başkentin manevi ya da fiziki olarak düşebileceğine dair gerçekten ürpertici bir uyarı bu.
06:25Ve incelememiz işte o inanılmaz keskin, son cümleyle adeta yüzümüze çarparak bitiyor.
06:31Savaş toptan yapılırsa kazanılır.
06:34Makale tam da bu ani ve sert cümleyle kapanıyor.
06:37Dülger'in kaleminden çıkan bu topyekün seferberlik çağrısı bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu jeopolitik fırtılada ne anlama geliyor?
06:45Tam bağımsızlık uğruna bütün o ittifakları bir kenara itip her cephede topyekün bir savaşa girmek,
06:50günümüz dünyasında nasıl bir stratejik duruş gerektirir işte bu büyük soruyu kendi zihninizde tartmanız için size bırakıyorum.
06:57Umarım bu analizimiz böylesine yüklü ve karmaşık argümanları daha berrak bir şekilde görmenizi sağlamıştır.
07:03Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, sorgulamaya devam edin.
Yorumlar