00:00Herkese merhaba. Bugün elimizde harika, bir o kadar da kişisel bir metin var.
00:05Kendi deyimiyle 70'inden sonra birçok şeyi sorgulamaya başlayan,
00:09anarşist ruhlu ve kendisiyle bile kavgalı bir yazarın Mehmet Özkendirci'nin o derinlikli denemesini inceleyeceğiz.
00:16Bu metin sadece bir yazarın iç dünyasını yansıtmıyor,
00:19aynı zamanda günümüz toplumuna, şu meşhur şöhret kavramına ve evrensel felsefeye dair gerçekten çarpıcı tespitler sunuyor.
00:27Hadi hiç vakit kaybetmeden bu eşsiz zihnin içine dalalım.
00:31Yazarımızın o derin felsefi dünyasına inmeden önce, dikkatinizi şu inanılmaz komik alıntıya çekmek istiyorum.
00:38Yazarımız İstanbul'da bir sergi açma heyecanından bahsettiğinde, 80 yaşındaki eşinin verdiği tepki tam olarak şu oluyor.
00:45Meşhur mu olacaksın? Ne eşin var prostatınla İstanbul'da?
00:48Harika değil mi? Bence bu incelememize başlamak için mükemmel bir nokta.
00:53Çünkü felsefe ne kadar derinleşirse derinleşsin, hayatın o son derece gerçek, sıradan ve mizahi tarafını bize çok tatlı bir şekilde
01:01hatırlatıyor.
01:02Birinci bölüm, kendisiyle kavgalı bir yazar ve karmakarışık sergisinin planları.
01:08İkinci bölüm, şöhretin bedeli ve martılar.
01:12Modern toplumda iki çok farklı yol.
01:15Eşinin o esprili sorusu, yazarı modern toplumdaki şöhret kavramı üzerine baya bir düşünmeye itiyor aslında.
01:21Bir tarafta, yazarın tamamen tarafsız bir gözlemci edasıyla listelediği o kaotik meşhur olma yolları var.
01:28Anıtlara saldırmak, siyasi ikiyüzlülükler, sahnede şov yapıp ters kelepçeyle gündeme gelmek gibi günümüzün absürtlükleri.
01:35Diğer tarafta ise yazarın o inanılmaz derecede sade ve huzurlu hedefi duruyor.
01:40Yıllarca biriktirdiği hikayelerini, şiirlerini, karikatürlerini paylaşmak ve İstanbul'da o vapurda çayını yudumlarken bir martıya, bir kendine simit atmak.
01:49Bak, inanılmaz vitezat değil mi?
01:51Bu tablo bile modern çağın sağır edici gürültüsüyle bireyin iç huzur arayışı arasındaki devasa uçurumu görmemiz için fazlasıyla yeterli.
01:59Peki bu iç huzur arayışı nasıl başlıyor dersiniz?
02:03Çok sıradan bir sabah rutiniyle.
02:05Yazarımız sabah uyanıyor, çayını demliyor, yumurtasını ocağa koyuyor, günlük çevizlerini kırıyor ve bir yandan da YouTube'u açıyor.
02:12Aslında mutfakta kahvaltısını hazırlarken bir yandan da büyük düşünürlerin zihinlerine dalmak için kendini hazırlıyor.
02:19İşte tam bu mikro, bu sıradan ve sakin andan evrenin en büyük sırlarına doğru muazzam bir yolculuk başlıyor.
02:26Üçüncü bölüm Spinoza'nın evrensel tanrısı.
02:30Her şeyde ilahi olanı bulmak.
02:32Yazarımızı sabah çayında bu kadar derinden etkileyen şey, 17. yüzyıl filozofu Spinoza'nın evrensel tanrı düşüncesi.
02:39Geleneksel inançtaki o sadece gökyüzünde uzaklarda bir yerlerde olan tanrı figürünün aksine,
02:46Spinoza, tanrının tüm evrende, doğada ve yarattığı her eserde var olduğunu söyler.
02:51Yani basit bir ağaç yaprağına ya da bir insana bakmak, ilahi olanı görmenin ta kendisidir.
02:57Doğayla ve evrenle tamamen iç içe olan bu felsefe, yazarımızın da kendi ruhunda çok derin bir karşılık buluyor.
03:03Hatta yazarımız bu devasa felsefeyi alıp kendi sanatıyla şu iki dizelik şiirde mükemmel bir şekilde birleştiriyor.
03:11Baktığım her yerde, şeyde seni görürken, nasıl derim birsin sen?
03:16Kısacık ama asırlar öncesinden gelen felsefi bir doktrinin günümüzde bir sanatçının ruhunda nasıl yankılandığını o kadar net özetliyor ki.
03:24Gerçekten çok etkileyici.
03:26Peki, Spinoza'nın bu soyut felsefesi günlük hayatta bizim ne işimize yarayacak diyebilirsiniz.
03:31İşte yazarınız tam da burada bu felsefeyi üç adımlı pratik bir rehbere dönüştürüyor.
03:361. Evrendeki her şeyin birbirine bağlı olduğunu anla.
03:392. Değiştiremeyeceğin şeyleri kabul et.
03:42Ve 3. Ki bu benim favori metaforum, yağmurun yağışını durdurmaya çalışmak yerine aç şemsiyeni keyfine bak.
03:49Enerjini doğanın kurallarıyla savaşmak için değil, ona uyum sağlamak ve pratik çözümler bulmak için harca.
03:55Hayata uygulamak için ne kadar mantıklı bir bakış açısı.
03:58Tabii Spinoza'dan çıkarılan dersler bununla bitmiyor.
04:01Yazarın altını çizdiği birkaç nokta daha var.
04:03Mesela iyi olmak, cennete gitmek veya başkalarına gösteriş yapmak için bir araç değil, kişinin kendi iç huzuru ve mutluluğu için
04:11kullandığı bir anahtardır.
04:12Ayrıca nereye gideceğinizi bilmiyorsanız, körü körüne hızlı yürümek sizi sadece yorar.
04:17Ve bence en vurucusu şu, anlaşılmayan duygu sizi yönetir, anlaşılan duygu ise özgürleştirir.
04:25Anladığımız an aslında onların kuklası olmaktan da kurtulmuş oluruz.
04:29Dördüncü bölüm Da Vinci ve Doğa
04:32Doğanın Dehası ve Bio Mimikri
04:35Yazarımızın YouTube kuyruğundaki bir diğer deha ise Rönesans'ın kalbi Leonardo Da Vinci.
04:41Tıpkı Spinoza'nın ilahi olanı bulduğu yer gibi, Da Vinci'nin o inanılmaz deha kıvılcımı da doğrudan Doğa'nın kendisinden
04:48geliyor.
04:49Bir yanda Doğa'nın kusursuz tasarımı olan Yusufçuk böceği, diğer yanda Da Vinci'nin ondan ilham alarak yüzyıllar önce çizdiği
04:56o efsanevi helikopter tasarımı.
04:58Doğanın işleyişini bu kadar yakından gözlemlemek ve bunu yepyeni teknolojilere dönüştürmek, işte bu zeka parıltısı yazarımızın Doğa'nın gücüne olan
05:07inancını adeta perçinliyor.
05:09Ve iş sadece ilham almakla kalmıyor tabii. Şu sayının bürüklüğüne bir bakar mısınız? Bin.
05:15Bu, Da Vinci'nin felsefeden mimariyeye, tıptan anatomiye kadar hayatı boyunca kafa yorduğu çizdiği projelerin tahmini sayısı.
05:23Bu devasa rakam bize sadece bir insanın çok çalıştığını göstermiyor, evrenin ve doğanın o derin gerçeklerine ulaşabilmek için ömür boyu
05:32süren o adanmışlığın ne kadar hayati olduğunu çok net bir şekilde kanıtlıyor.
05:365. Bölüm Toplumsal Eleştiri ve İnanç
05:40Tarihsel Aydınlanmadan Modern Absürtlüklere
05:43Şimdi yazarın o mutfağından mikro dünyasından çıkıp daha geniş bir perspektife bakıyoruz.
05:49Yazar bu tarihsel dehaları inceledikten sonra günümüze dönüyor ve açıkçası büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor.
05:56Şöyle bir zaman çizelgesine bakalım.
05:5815. yüzyılda Da Vinci doğadan ilham alıp devrim yaratıyor.
06:0117. yüzyılda Spinoza o derin, üniversal doğruları konuşuyor.
06:06Peki ya günümüz?
06:07Yazarın kendi tabiriyle sahte din bezirganlarının kitleleri peşinden sürüklediği, akla ziyan söylemlerin itibar gördüğü bir dönem.
06:16Yazar, insanlığın o entelektüel zirveden bugün nasıl böylesi absürt bir noktaya gerilediğine dair o derin isyanını işte bu şekilde çok
06:25net bir kıyaslamayla ortaya koyuyor.
06:27Yazarımız, kitlelerin kendi çıkarları için hareket eden, liyakatsiz ve riyakar liderleri körü körüne takip etmesini eleştirirken, kültürümüzün o çok bilindik,
06:37vurucu atasözüne başvuruyor.
06:38Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz.
06:41Yazar bu geleneksel sözü boşuna seçmemiş tabii, yanlış kılavuzları seçen bir toplumun eninde sonunda nasıl bir karanlığa, nasıl bir çıkmaza
06:49sürükleneceğini çok tanıdık, net bir dille vurgulamak istiyor.
06:53Ve bu keskin toplumsal eleştirisini, sahte şöhret peşinde koşanların yarattığı o entelektüel çoraklığı gerçekten inanılmaz sert bir metaforla noktalıyor.
07:03Bu kafaları tarlaya gübre diye açsak, bin yıl ot bitmez.
07:07Çok sarsıcı değil mi?
07:08Yani diyor ki, bu yüzeysel zihniyet sadece işe yaramaz olmakla kalmıyor, dokunduğu toprağa girdiği ortamı bile kurutup verimsizleştirecek kadar zarar
07:17verici bir yapıda.
07:18Tüm bu zihin açıcı incelemenin sonuna gelirken, yazar topu doğrudan bize, hepimize atıyor.
07:25O basit ama inanılmaz kışkırtıcı soruyla baş başayız.
07:29Sizce de öyle değil mi?
07:30Sabah demlenen çaydan Spinoza ve Da Vinci'nin sessiz bilgeliğinden çıkıp, modern çağın kaosuna, kargaşasına ve o içi boş şöhret
07:39tutkusuna şöyle bir uzaktan baktıktan sonra,
07:42sizce de o sessiz bilgelik, doğanın rehberliği, bu çağın sağır edici yurucu gürültüsünden daha değerli değil mi?
07:49Vapurda uçan martılara atılan o bir parça simit tüm o sahte alkışlara bedel mi?
07:54Siz bu soruları zihninizde tartarken, öğrenmenin ve sorgulamanın keyfini çıkarmaya devam edin.
08:00Yepyeni metinleri, yepyeni bir gözle inceleyeceğimiz bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar