00:00Herkese merhaba, gündemi sarsan bir metni masaya yatırdığımız yeni bir incelemeye hoş geldiniz.
00:05Bugün Mehmet Edip Ören'in oldukça hararetli, çok katmanlı ve açıkçası çarpıcı bir siyasi yorumunu inceliyoruz.
00:12Amacımız kesinlikle taraf tutmak falan değil, sadece yazarın argümanlarını adım adım tamamen objektif bir şekilde çözmek.
00:20Siyasetten, ekonomiye ve hatta doğrudan soframıza gelen gıdalara kadar uzanan bir Türkiye fotoğrafı var karşımızda.
00:27Hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:30Bakın, yazarımız metne doğrudan bu inanılmaz karamsar ama bir o kadar da güçlü metaforla giriyor.
00:36Cebimizdeki para gibi günlerinde bereketinin kalmadığını söylüyor.
00:40Yani bize hemen en başından o endişeli, o eleştirel tonu hissettiriyor.
00:44Türkiye'nin durumunu içten içe çürüyen, kurtlanmış bir elmaya benzetmesi aslında çok zekice.
00:50Neden derseniz, okuyucuyu asıl o sert, somut eleştirilere zihnen hazırlamak için doğrudan duyguya hitap ediyor.
00:57Peki bu karamsar tablonun alt metninde neler var?
01:00İncelememizde yazarın argümanlarını üç ana sütunda, siyaset, ekonomi ve halk sağlığı üzerinden okuyacağız.
01:07Gündemimiz sırasıyla Ağustos'un siyasi gündemi, yerel özellik ve güvenlik, milliyetçi çağrı, işsizlik fonu dağılımı, gıda güvenliği ve pestisitler ve
01:17son olarak da bir genel değerlendirme ile toparlayacağız.
01:201. Bölüm Ağustos'un siyasi gündemi
01:23Siyaset ayağıyla başlıyoruz.
01:26Yazar burada değişen siyasi manzaraya, daha doğrusu kendi deyimiyle yeni partiye ve muhalefet cephesine odaklanıyor.
01:33İşin ilginç yanı, Ören muhalefet içindeki liderlik değişimini çok kendine has isimlerle kategorize etmiş.
01:39Eski liderliğe kart kripto, yeni liderliğe ise küçük kripto diyor.
01:43Yazarın iddiası şu, bu yeni yönetim ulus devlet çizgisinden tamamen uzaklaştı ve özellikle ABD ile Avrupa Birliği'nin adeta sadık
01:51bir hizmetkarı gibi hareket ediyor.
01:53Tabi bu durum, Ören'in muhalefete yönelik o aşırı şüpheci ve sert bakış açısını çok net özetliyor.
01:58Yazar bu siyasi okumayı yaptıktan sonra okuyucusunu uyarmak için Şanlıurfa yöresinden çok çarpıcı bir ata sözü kullanıyor, eşek olan bir
02:07kere düşer.
02:07Yani aslında kitlesine bas bas bağırıyor, diyor ki siyasi sahnedeki bu yeni yüzlere öyle hemen aldanmayın, ona göre o kart
02:15kripto döneminde yapılan hataların bu küçük kripto döneminde kesinlikle tekrarlanmaması lazım.
02:21İkinci kez aynı siyasi tuzağa düşürmemesi için çok net bir ikaz var burada.
02:26İkinci bölüm, Yerel Özerklik ve Güvenlik
02:29Şimdi bu siyasi endişelerin nasıl çok daha derin bir güvenlik meselesine bağlandığına bakalım.
02:34Yazarın ulusal çaptaki korkuları aslında yerel yönetim tartışmalarında düğümleniyor.
02:39Örenen argümanını anlamak için şu kavrama kısaca bir bakmamız lazım.
02:43Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı.
02:46Biliyorsunuz bu şart yerel yönetimlere çok daha geniş bir siyasi, idari ve mali bağımsızlık tanıyan uluslararası bir antlaşma.
02:53Yazar muhalefetin bu şartı uygulama niyetinde olduğunu iddia ediyor.
02:57Kulağa son derece demokratik geliyor değil mi?
02:59Peki o zaman yazar neden buna bu kadar şiddetle karşı çıkıyor?
03:02İşte tam da bu yüzden.
03:04Yazar diyor ki evet yerel özerklik etnik fay hatlarının olmadığı Paris'te Londra'da veya Marsilya'da tıkır tıkır işleyebilir.
03:12Ama Türkiye'nin durumu tamamen farklı.
03:14Öğrenim buradaki asıl korkusu son verece somut.
03:17Bu özerklik verilirse belediyelerin kendi yerel polis güçlerini kurabileceğini ve eski militanların resmi kadrolara sızabileceğini iddia ediyor.
03:26Yani özetle batıda makul olan ve işleyen o sistem Türkiye'ye kopyalandığında yazarın gözünde ülkeyi bölecek devasa bir güvenlik tehdidine
03:35dönüşüyor.
03:35Üçüncü bölüm Milliyetçi Çağrı
03:38Korkuları ve uyarıları anladık.
03:41Peki yazarın bu algılanan tehditlere karşı sunduğu reçete ne?
03:44Ne yapılması gerekiyor ona göre?
03:46Gelelim Ören'in okuyucusuna yaptığı doğrudan eylem çağrısına.
03:50Öncelikle Milliyetçi blokta toplanın ve ülkenin kurucu değerlerine sahip çıkın diyor.
03:55Özellikle Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu gibi isimlerin acilen birleşmesi gerektiğini savunuyor.
04:00Ama asıl bomba detay son maddede.
04:02Yazar bu ittifakı hızlandırmak için gerekirse bir eş başkanlık sisteminin bile tartışılabileceğini söylüyor.
04:08Düşünsenize tehlikeyi o kadar acil görüyor ki o klasik formüllerin tamamen dışına çıkan son derece pragmatik bir Milliyetçi İttifak modeli
04:17öneriyor.
04:18Dördüncü bölüm İşsizlik Fonu Dağılımı
04:20Siyaset sütununu kapatıp ikinci ana sütunumuza yani ekonomiye geliyoruz.
04:26Yazar az önce konuştuğumuz o hararetli siyasi tartışmaların aslında bir sis perdesi olduğunu, halkın çok daha yakıcı finansal gerçeklerden uzaklaştırıldığını
04:35iddia ediyor.
04:36Mesela şu oranlara bir bakın. Öğren adı İşsizlik Fonu olan o devasa havuzun aslında işsizlerden çok işverenlere yaradığını söylüyor.
04:45İddiasına göre fonun tam %70'i işverenlere akarken fona adını veren o gerçek işsizlere ayrılan pay sadece %30.
04:53Gerçekten devasa bir uçurum var ortada.
04:56Ve yazarın asıl isyan ettiği noktada bu zaten, ona göre fondaki bu inanılmaz orantısızlıklar sessiz sedasız hayata geçirilirken toplum bilinçli
05:06bir siyasal mühendislik ile uyutuluyor.
05:08Bizler muhalefetin kimliği, yerel özerklik tartışmaları veya partilerin kendi iç kavgalarıyla oyalanırken arka planda ceplerdeki para ve haklar buharlaşıyor.
05:17Yani yazar, siyaseti ustaca kurgulanmış bir dikkat dağıtma ilüzyonu olarak okuyor.
05:27Geldik metnin son sütununa, tarımsal güvenlik ve kapıdaki halk sağlıkı krizi.
05:33Belki de bu analizin günlük hayatımıza, masamızdaki yemeğe en çok dokunan kısmı burası.
05:38254, çok basit bir rakam gibi duyuluyor değil mi?
05:41Ama yazarın anlattığı bağlamda inanın tüyler ürpertici.
05:44İddiasına göre sadece son 6 ayda ihraç edilmek istenen ama içinde yasaklı tarım ilacı yani pestisit bulunduğu için yurt dışından
05:52Türkiye'ye iade edilen ürün sayısı tam 254.
05:56Yazarın Tarım Bakanlığı'na yönelik bu denetim eleştirisi öyle sıradan bir bürokrasi eleştirisi falan değil.
06:02Adım adım bakalım.
06:03Yazar, ihraç edilecek ürünlerin ülkemizde doğru düzgün laboratuvar kontrolünden geçmediğini ancak yurt dışındaki gümrüklerde yakalanıp geri gönderildiğini iddia ediyor ama
06:12bardağı taşıran son damla üçüncü adımda gizli.
06:14Diyor ki, zehirli olduğu kanıtlanan ve ülkeye geri dönen bu ürünleri üretenlere hiçbir ama hiçbir cezai yaptırım uygulanmıyor.
06:22Ören'in bütün o öfkesi sistemdeki bu liyakatsizlik ve halk sağlığı konusunda hiç kimsenin hesap vermemesi üzerine kilitleniyor.
06:286. Bölüm Sonuç
06:31Bu çarpıcı analizi bitirirken yazarın siyaset, ekonomi ve sağlık üzerinden çizdiği o büyük resmi kısaca bir toparlayalım.
06:39Birbirinden tamamen kopuk görüne onca iddianın altında aslında tek bir ana fikir yatıyor.
06:45Derin bir kurumsal güvensizlik.
06:47Ve yazar bu güvensizliği zirveye taşımak için metnini doğrudan size dokunan o kışkırtıcı soruyla noktalıyor.
06:53İade edilen bu binlerce ürün nerede imha edildi yoksa onları farkında olmadan biz mi tükettik?
07:00Cevap, cevap metinde yok.
07:02Yazar bilerek bizi bu şüpheyle, bu rahatsız edici hisle baş başa bırakıyor.
07:06Siyasetin o gürültülü ve kutuplaştırıcı gündemi içinde asıl hesap verilmesi gereken halk sağlığı ve ekonomik hakların nasıl hasır altı edildiğini
07:15bizim sorgulamamızı istiyor.
07:16Kaynak materyalimizin anatomisi işte böyleydi.
07:19Tüm bu iddiaları duyduktan sonra gündemi bundan sonra nasıl okuyacağınız tamamen size kalmış.
07:25Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar