Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, içeriği kamuoyundan gizlenen ve "çerçeve yasası" olarak adlandırılan siyasi gelişmelere yönelik sert eleştiriler içermektedir. Yazar, iktidar ve bazı muhalefet partilerinin kapalı kapılar ardında yürüttüğü bu süreci, ne olduğu belirsiz bir boş senede imza atmaya benzeterek halkı uyarmaktadır. Metinde, meclis gündemine taşınan yeni açılım sinyalleri ile tutuklu siyasetçilerin durumu arasındaki tezatlık vurgulanırken, devletin şeffaflıktan uzak politikaları sorgulanmaktadır. Ayrıca, halkın yararına olan asgari ücret, eğitim ve yolsuzluk gibi konulardaki önergelerin reddedilmesi, mevcut yönetimin önceliklerini tartışmaya açmaktadır. Son olarak, uluslararası tahkim cezaları üzerinden ekonomik yükün yine vatandaşın omuzlarına bırakılacağı öngörüsüyle hükümetin hesap verebilirliği eleştirilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün masamızda yazar Mehmet Özkendirci'nin çok konuşulan epey de sent bir siyasi eleştiri metni var.
00:08Boş çerçeve.
00:09Konuyu yakından takip edenleriniz zaten bilecektir.
00:12Özkendirci bu metninde siyasi şeffaflığı merkeze alıyor.
00:15Kapalı kapılar ardında hazırlanan yasaları ve meclisin işleyiş biçimini oldukça keskin bir dille eleştiriyor.
00:21Peki biz bugün ne yapacağız?
00:22Yazarın sunduğu argümanları, kullandığı o çarpıcı metaforları ve altını çizdiği siyasi zıttıkları
00:28adım adım tamamen tarafsız bir gözle hep birlikte masaya atıracağız.
00:32Hadi başlayalım.
00:33Yazar metne öyle bir soruyla giriyor ki hepimiz günlük hayattan anında empati kurabiliyoruz.
00:39Diyor ki siz olsanız boş senet kağıdına imza atar mısınız?
00:43Gerçekten atar mısınız?
00:44Tabii ki hayır değil mi?
00:46İşte bu soru öylesine yazılmış sıradan bir giriş cümlesi değil.
00:50Özkendirci bunu, içeriği halktan ve muhalefetten sır gibi saklandığını iddia ettiği yeni bir yasa tasarısı için
00:55ana metafor olarak kullanıyor.
00:57Bir düşünün, içeriğini hiç bilmediğiniz, size ne gibi yükümlülükler getireceği tamamen meçhul olan bir kağıda imza atmak
01:04koca bir siyasi aranada ne anlama gelir?
01:07Yazarın yola çıktığı asıl nokta tam olarak bu.
01:09Birinci bölümümüz, Gizemli Boş Çerçeve
01:12Yazarın buradaki temel itirazı gündemdeki bir çerçeve yasası üzerine.
01:16Özkendirci diyor ki, dışarıdan bakıyorsunuz barış, özgürlük gibi böyle pırıl pırıl,
01:21kendi tabiriyle altın varaklı kelimelerle süslenmiş bir çerçeve var.
01:24Ama içinin neyle doldurulduğu tamamen bir devlet sırrı gibi saklanıyor.
01:28Hem halktan hem de diğer siyasi partilerden gizleniyor.
01:31Yani aslında yazar, yasanın gerçek maddeleri ortada yokken sırf çerçevesi güzel diye onay beklenmesini,
01:37açıkçası şeffaflığın sıfır olmasını eleştiriyor.
01:40Tabi bu durum siyaset sahnesinde hemen iki farklı kutup yaratıyor.
01:44Bakın bir tarafta yazarın ifadesiyle bu tasarıya destek vermek için adeta birbiriyle yarışan AK Parti, MHP ve DEM Parti var.
01:53Diğer tarafta ise içeriği belli olmayan bu metni kelimenin tam anlamıyla bir borç senet olarak gören ve hayır diyen yeni
02:00parti duruyor.
02:01İçini görmeden asla imza atmayacaklarını söylüyorlar.
02:04Yazar tam da bu tablo üzerinden şeffaflık talebiyle koşulsuz destek arasındaki o devasa uçurumu bizlere gösteriyor.
02:16Özkenderci burada farklı siyasi figürlerin maruz kaldığı muameleleri epey keskin bir zıtlıkla ortaya koyuyor.
02:23Düşünün bir yanda DEM Parti heyeti yazarın ifadesiyle liderlerinin tatil keyfi yaptığı İmralı Adası'na bir haftada arka arkaya tam
02:31üç kez gidebiliyor.
02:32Ama hemen karşısında aynı süreçte Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'de 8 metrekarelik bir hücrede tutulduğu iddiası var.
02:39İşte bu durum yazarın adalet terazisindeki çifte standarda dair duyduğu rahatsızlığı görselleştirdiği en güçlü, en çarpıcı argümanlardan biri olarak karşımıza
02:48çıkıyor.
02:49Ve yazarın bu zıtlıklardan çıkardığı siyasi sonuçlar gerçekten çok sert.
02:54Özkendirciye göre İmralı'dan gelecek teklifler doğrudan meclise, kendi vurgusuyla Atatürk'ün gazi meclisine sunulacak.
03:01Dahası destekleyenler bunu kamuoyuna bir barış girişimi olarak pazarlarken yazar bunu kesinlikle reddediyor.
03:08Çok ağır bir ifade kullanıyor ve bunlara sözde barış, özde ihanet teklifleri diyor.
03:13Yazarın siyasi iklime duyduğu o derin güvensizliği ve tepkiyi burada net bir şekilde hissediyoruz.
03:19Tüm bu gizem ve zıtlıklar yazarın o harika metaforuyla zirveye ulaşıyor.
03:23Pandora'nın kutusu.
03:24Hani hepimiz o meşhur mitolojik hikayeyi biliriz ya, dışarıdan çok güzel görünen o kutu açıldığında dünyaya kötülükler saçılmıştı.
03:31Yazar da tam olarak bunu soruyor.
03:33O altın varaklı çerçevenin içindeki kutu gün gelip açıldığında içinden aslında neler dökülecek?
03:39Kapalı kapılar ardında yapılan bu siyasi mutabakatın ileride tıpkı o kutu gibi istenmeyen gerçekleri ortalığa saçmasından ciddi şekilde endişe ediyor.
03:47Devam ediyoruz.
03:48Üçüncü bölüm reddedilen meclis önergeleri.
03:51Evet o gizli çerçevenin ya da Pandora'nın kutusunun içinde ne var şimdilik bilmiyoruz.
03:56Ama yazar diyor ki meclisin geçmişte neyi reddettiğine bakarsak niyetleri çok net görürüz.
04:02Neler var bu red listesinde?
04:03Asgari ücretliden vergi alınmaması.
04:05Okullarda gelişim çağındaki çocuklara günde bir öğün yemek verilmesi.
04:09Emeklilerin sorunlarına çözüm üretilmesi.
04:11Bakın sokağın yani bizlerin gerçek gündemi olan tüm bu önergeler mecliste kapağı bile açılmadan iktidar bloku tarafından bir bir reddedilmiş.
04:20Yazar siyasi elitlerle halkın öncelikleri arasındaki o devasa kopukluğu işte bu peş peşe gelen red kararlarıyla kanıtlıyor.
04:27Tabi mesele sadece ekonomik refahta değil.
04:31Yasal şeffaflık ve adalet arayışı da aynı şekilde duvara çarpıyor.
04:34Siyasilerin mal varlıklarının şeffafça araştırılması reddedilmiş.
04:38Yılların kanayan yarası olan faili meçhul ve siyasi cinayetlerde zaman aşımının kaldırılması talebi o da reddedilmiş.
04:46Ve belki de en düşündürücüsü organize suç örgütlerinin devlet içindeki kamu görevlileriyle olası karanlık bağlantılarının araştırılması bile engellenmiş.
04:56Şöyle bir baktığınızda bu red kararları şeffaflıktan neden bu kadar korkuluyor dedirten epey karanlık bir alt metin oluşturuyor yazarın gözünde.
05:04Yazarın red listesi maalesef bitmek bilmiyor. Haklar ve milli güvenlik meseleleri de bundan nasibini almış.
05:1015 Temmuz gibi o kadar kritik bir darbe girişiminde kullanılan silahların kaynağı araştırılsın istenmiş.
05:16Sonuç? Red.
05:18Basın özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılsın? Red.
05:21Anayasal gösteri ve yürüyüş hakkının önündeki engellerin kaldırılması? Yine red.
05:26Evet. Özkentirci aslında bizlere şunu söylüyor. Barış ve özgürlük getireceği iddia edilen gizli bir çerçevenin savunucuları meclise gölen somut özgürlük
05:34önergelerini işte böyle tek tek çöpe atıyor.
05:36Ve geldik dördüncü belki de en sarsıcı bölüme 1.4 milyar dolarlık fatura.
05:42Yazar burada meseleyi devasa bir uluslararası krize bağlıyor. İddia şu, Irak merkezi hükümetinin resmi izni ve onayı olmadan Kerkük-Ceyhan
05:52boru hattı üzerinden yasa dışı bir petrol taşımacılığı yapılıyor.
05:56E tabi uluslararası kuralları hiçe sayarak yürütülen bu sürecin eninde sonunda çok ağır bir diplomatik ve ekonomik faturası oluyor.
06:04Uluslararası Tahkim Kurulu'nun Türkiye'ye kestiği ceza tam olarak 1 milyar 471 milyon dolar.
06:11İnanılmaz bir rakam değil mi? Bunu sadece kağıt üstünde bir veri olarak düşünmeyin.
06:16Yazar bu rakamı şeffaflıktan uzak politikaların ve kural dışı ticaretin ülke ekonomisine yani aslında hepimizin cebine vurduğu devasa bir darbe
06:26olarak sunuyor.
06:27Peki bu dudak uçuklatan ceza karşısında meclis ne tepki veriyor dersiniz?
06:32Bu milyarlarca dolarlık zarara kimin yol açtığının, kimlerin bu işten haksız kazanç sağladığının araştırılması için meclise bir önerge sunuluyor.
06:41Ama yazarın özellikle vurguladığı üzere tıpkı o çocuklara yemek verilmesi veya siyasilerin mal varlığının araştırılması önergelerinde olduğu gibi bu milyarlık
06:50araştırma önergesi de iktidar partisi ve MHP'nin oylarıyla anında reddediliyor.
06:55İşte yazar bu kararın ardından metnini adeta tokat gibi çarpan, durumu tek cümlede özetleyen o meşhur ifadeyle bitiriyor.
07:03Hesabı yiyenler değil, yemeyenler ödeyecek.
07:06Mantık çok acı ve çok net.
07:08Haksız kazanç sağlayanlar meclisteki red oylarıyla kendilerini koruma altına alırken,
07:13olan bitenden haberi dahi olmayan, asgari ücretle, emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan halk,
07:20bu 1,5 milyar dolarlık faturayı vergileriyle ödemek zorunda bırakılıyor.
07:24Tüm bu analizin ışığında aslında hepimizin durup kendisine sorması gereken çok can alıcı bir soru var.
07:29Mecliste şeffaflık bir devlet sırrı gibi yönetildiğinde,
07:33bizim refahımızı ilgilendiren önergeler yok sayılıp gizli çerçeveler dayatıldığında,
07:37ortaya çıkan bu devasa bedeli nihayetinde kim ödüyor?
07:41Mehmet Öslenderci'nin boş çerçevesi sadece bir yasaya duyulan öfke değil,
07:46şeffaflığın yok olduğu bir sistemde faturanın nasıl sessizce halkın sırtına yüklendiğinin çok net bir analizi.
07:53Kapalı kapılar ardında alınan kararlar eninde sonunda gelip sokağın gerçeğine çarpıyor.
07:58Bu konuyu takip etmeye ve üzerine düşünmeye kesinlikle devam etmeliyiz.
08:02İncelememize katıldığınız için teşekkürler. Bir sonrakinde görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen