00:00Hadi gelin, bugün çok tanıdık ama bir o kadar da çarpıcı bir konunun derinliklerine inelim.
00:06Bu incelememizde yazar Arzu Güven'in o meşhur babamın Sümerbank pijamalı pazar kahvaltısı adlı denemesini adım adım çözümleyeceğiz.
00:15Şimdi gözlerinizi bir saniyeliğine kapatın ve 1989 yılının bir pazar sabahına gidin.
00:21Hani o kahvaltı sofrasından gelen tanıdık kaşık şangırtıları vardır ya, duyabiliyor musunuz onu?
00:27Masada annenin özenle dizdiği reçeller, yazarın o muazzam kelimeleriyle söylersek vişnenin koyu lalesi, kayısının gün batımı, incirin ballı sırrı.
00:38Aslında kavanozların içine hapsolmuş yaz mevsimleri o pazar sabahında uyanıyor adeta.
00:43Yani yazarımız bizi en başta çok sıcak, böyle dokunabileceğimiz kadar gerçek ve bütün duyularımıza hitap eden bir aile evinin tam
00:51merkezine davet ediyor adeta.
00:53Tabii bu sıcacık sabahın bir diğer kahramanı da o meşhur ev balkonları.
00:59Çünkü o balkon yazarın tabiriyle aslında başka bir memlekete açılıyor.
01:03Bakın yazarın annesinin o sabah balkonda çiçekleriyle nasıl konuştuğunu anlatışı çok etkileyici.
01:10Menekşenin kadife yaprağına eğiliyor, orkidenin o beyaz inatçılığına fısıldıyor ve çiçeklerine sanki karşınızda bir insan varmış gibi,
01:18Bugün nasılsınız güzellerim diye sesleniyor. Küçük arzu, anne bitkiler seni duymaz ki deyince de işte o büyüleyici hafızalara kazınan cevabı
01:26alıyor.
01:27Sevgi emektir kızım, emek ki mermeri dahi yosun tutturur.
01:31Düşünsenize bu sadece basit bir bitki bakım tavsiyesi değil.
01:35Aslında incelediğimiz bu metnin tüm duygusal çekirdeği, o dönemin değer yargıları ve emeğe duyulan o derin saygı tek bir cümlede
01:42kusursuzca özetleniyor.
01:44Sonra hop tekrar salona dönüyoruz ve işte burada o dönemin en güçlü görsel motiflerinden biri çıkıyor karşımıza, Sümerbank pijamaları.
01:54Babanın o harika lezzetlere doyduktan sonra masadan kalkıp cam kenarındaki koltuğuna yerleştiğini hayal edin.
02:01Üzerinde o klasik çizgili Sümerbank pijaması, bir elinde sade kahvesi, diğer elinde okumaya koyulduğu Cumhuriyet gazetesi.
02:08Dışarıdan baktığınızda bu tablo dünyanın bütün fırtınalarından tamamen izole, huzur dolu minicik bir kız çocuğunun o güvenli kalesidir değil mi?
02:17Ama hani filmlerde olur ya, birazdan göreceğimiz üzere o odadaki sakin ve huzurlu ruh hali aniden çok ama çok keskin
02:26bir şekilde değişmek üzere.
02:27Gelelim siyasi bir kesinti bölümüne, o huzurlu, güvenli salonumuzdan yavaşça uzaklaşık makro ölçekteki gerçeklere, yani o sert siyasi rüzgarlara doğru
02:38bir geçiş yapıyoruz.
02:39Pazar gazetesi, evin o korunaklı duvarlarını aşıyor ve dış dünyanın bütün o çalkantısını sıcacık oturma odasının tam ortasına bırakıveriyor.
02:48Yazarın anlattığına göre, babası gazeteyi okurken yüzüne bir anda bir gölge düşüyor.
02:52Alnındaki çizgiler derinleşiyor ve gazeteyi öfkeyle dizine vurarak dönemin başbakanı Turgut Özal'a ait şu sözleri okuyor.
02:59Benim memurum işini bilir, demir yolları komünist memleket işidir, ben zenginleri severim.
03:04Burada ilginç bir detay var, yazar, babasının bu liberal politikalara ve Özal'ın ifadelerine karşı duyduğu o yoğun öfkeyi bize
03:11çok canlı bir şekilde hissettiriyor.
03:12Hatta metin boyunca yazarın kendisi de bu politikaları işçi düşmanı olmakla eleştiriyor.
03:17Baba için bu okudukları sıradan bir haberden çok daha fazlası.
03:20Aslında inandığı, o güne kadar emek vardiği değerler sisteminin kökünden sarsılması anlamına geliyor.
03:26Peki işler buraya nasıl geldi?
03:28Yazarın metninde sunduğu tarihlere şöyle bir bakalım ve Sümerbank'ın makroekonomik zaman çizelgesini adım adım takip edelim.
03:35Yıl 1933.
03:37Mustafa Kemal Atatürk'ün fikir babalığında Sovyetler Beyliliği'nden alınan bir krediyle bir cumhuriyet mirası olarak kuruluyor.
03:44Sonra 1989'a geliyoruz, artık o babanın üzerindeki pijama olarak pazar sabahlarının en güvenilir, en tanıdık demirbaşı haline gelmiş.
03:53Ancak yazarın aktarımıyla olaylar 1995'te değişiyor ve halkın sırtındaki kambur denilerek özelleştiriliyor.
04:01Nihayetinde 2002 yılında ise son fabrikalarına kilit vuruluyor.
04:05Yazar bunu sadece bir şirketin kapanışı olarak değil, tam anlamıyla bir devrin kapanışı olarak sunuyor.
04:10Biliyor musunuz, yazarın bütün bu anlattıklarındaki ana argümanı tam olarak şurada yatıyor.
04:15Arzu güvene göre Sümerbank asla ama asla sadece bir tekstil fabrikası değildi.
04:20Ona göre bu topyekun bir kalkınma, bir medeniyet ve istihdam projesiydi.
04:26Kendine ait bir futbol takımı, işçilerden oluşan ve klasik müzik çalan bir orkestrası, bir radyo istasyonu ve işçi okulları vardı.
04:33Düşünebiliyor musunuz, yani bu kurum bir insanın sadece ekonomik olarak para kazandığı bir yer değil, kültürel ve sosyal olarak da
04:40var olabileceği koca bir ekosistem sunuyordu.
04:42Ve işte bu yüzden yazar, özelleştirme sürecinin yarattığı o derin hayal kırıklığını çok çarpıcı bir alıntıyla dile getiriyor.
04:512002 yılının Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ı atfettiği şu sözlere yer veriyor,
05:00Yazar bu sözleri bir dönemin kapanışına vurulan son kilit olarak görüyor ve uygulanan politikalara yönelik çok derin kişisel bir hayal
05:08kırıklığını, adeta bitmeyen bir hüsranı oldukça sert bir tonda aktarıyor okuyucuya.
05:14Kurumların birer birer elden çıkarılmasına duyulan bu tepki aslında metnin adeta bel kemiğini oluşturuyor.
05:19Gelelim salona dönüş bölümüne.
05:22Tüm bu çalkantılı politik tarihçeden usulca sıyrılıp, 89 yılının o güvenli limanına, pazar sabahının sıcak salonuna geri dönüyoruz.
05:32Salonda televizyon açılıyor ve ekranlarda o efsanevi an beliriyor, hani o meşhur TRT Pazar konseri.
05:39Sunucu Hikmet Şimşek'in, sayın dinleyiciler TRT Pazar konserine hoş geldiniz diyen o tok nazik sesi odayı bir anda dolduruyor.
05:48Klasik müziğin o ilk notalarıyla birlikte ne oluyor biliyor musunuz?
05:52Biraz önce gazeteyi dizine vurarak sinirlenen babanın yüzü bir anda yumuşayıveriyor.
05:56Gazeteyi öylece bir kenara bırakıyor.
05:58Balkonda çiçekleriyle konuşan anne de müziği duyunca adeta sevinçli bir çocuk gibi içeri koşup televizyonun sesini açıyor ve babanın karşısındaki
06:06kendi köşesine yerleşiyor.
06:08Sanat, dış dünyanın bütün o zehrini, o stresi bir anlığına da olsa odadan söküp atıyor.
06:13Anne kendi köşesine kurulduktan sonra dizlerindeki çantadan küçük kızı için ilmek ilmek ördüğü o çeyizlik dantel masa örtüsünü çıkarıyor.
06:23Yazar bunu o kadar güzel, o kadar şiirsel bir dille tasvir ediyor ki umudu ileri sarar gibi mirasımı örüyor diyor.
06:31Anne bir yandan tığıyla o ince işçiliği yaparken bir yandan da o hepimizin bildiği geleneksel sözü müruldanıyor.
06:38Kız beşikte, çeyiz sandıkta.
06:40Düşünün o an odada sadece klasik müzik, dantel öğren bir anne, kahvesini içip sakinleşen bir baba ve geleceğe dair çok
06:48güçlü, sıcacık bir umut var.
06:51Ve son bölüm, bugünün keskin kontrastı.
06:54Tabii yazarımız bizi bu nostaljik tatlı geçmişte öyle sonsuza kadar bırakmıyor.
06:59Hikayeyi bir anda bugünün sert, soğuk ve eleştirel gerçekliğine doğru çekiveriyor.
07:04Şimdi yazarın kurduğu şu karşılaştırma gerçekten çok enteresan.
07:09Adeta iki farklı dönemi bir teraziye koyuyor.
07:11Bir yanda 89 yılının o TRT konserleri, çeyiz hazırlıkları, geleceğe duyulan umut ve emeğe duyulan o büyük saygı var.
07:20Diğer yanda ise yazarın kendi penceresinden gördüğü bugünün tablosu.
07:24Metninde bugünü yasaklar, yolsuzluklar ve yoksullukla tanımlıyor.
07:28Çok daha karanlık detaylar da veriyor üstelik.
07:30Kadın cinayetlerini, çevre tahribatını, hayvanlara yönelik şiddeti birer toplumsal yara olarak çok sert bir dille işliyor.
07:38Gençlerin geleceksiz bırakıldığını vurgulayarak,
07:41yetmişin o umut dolu havasıyla bugünün toplumsal krizleri arasında tarafsızca aktarmamız gerekirse oldukça karamsar ve keskin bir zıtlık kuruyor.
07:50Tüm bu yoğun kıyaslamaların, o keskin ve sert eleştirilerin ardından yazar,
07:54o gergin havayı yine başladığı yere yani sanata döndürerek usulca dağıtmak istiyor.
08:00Devlet sanatçısı Hikmet Şimşek'i ve TRT'nin o klasik müzik geleneğini saygıyla anarak anlatısını sonlandırıyor.
08:07Ve bize şu muazzam eseri armağan ediyor.
08:09Büyük Rus piyanist Sviatoslav Richter'in icrasıyla Mozart Piyano Konçertosu K-271.
08:16Okuyucusuna, belki de şu an bunu dinleyen sizlere şöyle sesleniyor.
08:20Açın sesini cancağızım.
08:22Geçmişin o güzel, naif anılarını müziğin iyileştirici gücüyle onurlandırmak istiyor.
08:26Yani asıl can alıcı nokta şu arkadaşlar.
08:30Bugün ele aldığımız bu detaylı inceleme bize gösteriyor ki,
08:33devasa ekonomik değişimler, o büyük özelleştirme dalgaları veya siyasi söylemler sadece borsa ekranlarında,
08:40televizyon haberlerinde ya da tarih kitaplarında kalmıyor.
08:43Onlar usulca evin içine, o pazar kahvaltısındaki çatal kaşık seslerine,
08:48babanın pijamasına, annenin balkuluna kadar sızıyor ve en mahrem aile anılarımızın dokusunu adeta sonsuza dek değiştiriyor.
08:55Peki, şimdi size soruyorum.
08:57Sizin geçmişten getirdiğiniz ve bugünle kıyasladığınızda tamamen değiştiğini,
09:02kaybolduğunu hissettiğiniz o Sümerbank pijamalı anınız hangisi?
09:06Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, sanatla kalın.
Yorumlar